Başka bir yazıya niyetliydim; “Çifte standart adaletsiz, vicdansız, hatta ahlaksız standarttır” cümlesini örneklerle açan, geçen haftakinin devamı bir yazı. Diyecektim ki; sanık haklarını, hukuk kusurlarını, yargı bağımsızlığını Ergenekon davası vesilesiyle hatırlayan, “Bu ülke herkesin korku içinde olduğu faşist bir diktatörlüğe dönüşmüştür, telefon dinlemeleri kişi haklarının ihlalidir, hukuk devletine karşı darbe yapılmak istenmektedir...” diye yüksek perdeden bağıran âlim ve saygın kişilerin, Ergenekoncu zihniyeti değil de gerçekten hak ve hukuku savunduklarına inanabilmem için küçük bir koşulum var.
Ne mi? Çok basit: 28 Şubat öncesinde ve izleyen yıllarda, bütün Türkiye’nin gözlendiği, dinlendiği, görevliler yetmeyip de bu iş için öğretmenlerden, asker eşlerinden ve tabii ki hazırolda duran medyadan görev beklendiği dönemlerde, bugün karşı olduğunuzu haykırdığınız hukuk ihlallerinin daniskası yapıldı. Kişi hak ve özgürlüklerine olduğu kadar rejime karşı da açıkça suç işlendi. Hepsi belgeli olan bu suçlardan ve bu suçu işleyenlerden de davacı mısınız? Düpedüz yalana dayalı andıçlarla insanların hayatları tarumar edilirken, bu kadarla kalmayıp Akın Birdal örneğinde de gördüğümüz gibi insanlar “bertaraf” edilmeye çalışılırken ne yaptınız, nasıl tepki verdiniz? Ben, alkış sesinden başka ses duymadım pek.
Haa... Ola ki geç aydınız, insan halidir, olur. Benim de aymazlığa düştüğüm, doğrudan yana değil takımdan yana taraftar olup suskunluk suçuna iştirak ettiğim zamanlar oldu hayatımda. Taraftarların alkışladığı, ama vicdanımın beni mahkûm ettiği, çifte standarda dayalı kabuller ve suskunluklar. Sonrasında bunların hesabını vermeye, bazen de sessizce telafi etmeye çalıştım. Peki, sizler; Ergenekon zihniyetine şu veya bu nedenle kol kanat gerenler! Hadi bilmiyordunuz, hadi o zamanlar vicdanınız ve hukuk hassasiyetiniz bu kadar gelişmemişti, ama bakın artık Ergenekon sanıklarının hak ve hukuklarının ihlal edilmekte olduğunu yüksek sesle haykıracak kıvama gelmişsiniz; peki şimdi ne diyorsunuz? Hâlâ süren 28 Şubat zihniyetinin taşıyıcılarının, modern-postmodern darbe heveslilerinin, öyle kişi haklarını ihlal falan diye geçiştirilemeyecek vahim suçlarına karşı da aslan kesilecek misiniz? Sembolik olarak, Kenan Evren gibi şu kadar insanın ölümünden, bu kadar kandan, günümüze bile ambargo koyan 12 Eylül faşizan rejiminden sorumlu bir kişinin bunca yıldır baştacı edilip Çankaya’larda, balolarda, resmikabullerde kahraman gibi ağırlanmasının bir demokrasi ayıbı olduğunu, bu zatın yargılanması gerektiğini söyleyebilecek misiniz? Ama daha da önemlisi, 2000’lerin darbe heveslisi Evren’cikleri için de, “Evet bunların yapmış oldukları da suçtur, bu suçları işlemiş olanlar, kim olurlarsa olsunlar yargılanmalıdırlar,” diyebilecek misiniz? Ben nasıl Ergenekon sanıklarının bütün yasal haklarının korunmasından, adil yargılamadan yanaysam, bunu sonuna kadar ve inanarak savunuyorsam, sizler de inanmasanız bile, siyaseten doğruluk adına bunları söyleyebilecek misiniz? Ergenekon zihniyetinden yana taraf değil de hukuktan ve demokrasiden yana taraf olduğunuza inanabilmek için minik koşulum bundan ibaret.
Yazının devamını okumak için tıklayın.