
Osmanlıların yüzlerce yıl boyunca eşliğinde seferlere çıktıkları, dillerini bilmedikleri insanların yaşadığı diyarları birlikte ele geçirdikleri mehter ritimlerinin kulaklarımızda yankılanmaya başlamasından az sonra parmak uçlarında sahneye çıkıyor Kanuni Sultan Süleyman, Valide Sultan, Mahidevran ve Hürrem Sultan. Oysaki günümüz insanı, yüzlerce yıldır zamanın tozlarıyla kaplı mezarlarında derin uykularda olan bu karakterleri televizyon ekranında izlemeye alışkın. Tam da bu yüzden, yüzlerce kişinin merak ve hevesle, bale adımlarıyla dans eden Kanuni’yi ve Hürrem Sultan’ı görmek için İstanbul’daki Süreyya Operası’nın seyirci koltuklarını doldurduğunu düşünüyorum. Sahneye bakan gözlerinin önünden beyaz ve tül kadar ince yaz bulutlarına benzeyen aşinalık duygusunun geçtiğini gördüğümde fark ediyorum bunu.
46 yıllık iktidarında hiç eksilmeyen bir güçle sınırları her yıl biraz daha genişleyen bir imparatorluğa hükmetmişti Kanuni Sultan Süleyman. Onun tek eşi, altı çocuğunun annesi Hürrem Sultan ise Osmanlı sarayının gördüğü en güçlü, zeki ve entrikacı kadındı. Kanuni’nin, ilk eşi Gülbahar’dan nam-ı diğer Mahidevran’dan olan oğlu Şehzade Mustafa’yı öldürtmesine neden olacak entrikalar çeviren Hürrem Sultan, sırf bu yönüyle değil esaretten Haseki Sultanlığa uzanan yaşam öyküsüyle de Doğu’da ve Batı’da nice yazara, ressama, müzisyene ilham verdi. Türk balesinin, 2001’de kaybettiğimiz ilk ve en önemli koreograflarından Oytun Turfanda da Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın, insan hayatının dar odalarına sığdırmanın zor olduğu yaşam öykülerinden etkilenen sanatçılardan biriydi. İyi ki de öyleydi. Çünkü Anadolu’ya özgü dans adımlarını ve müzikleri klasik bale geleneğiyle birleştiren, aralarında Bebek, Yoz Döngü ve Güzelleme’nin de olduğu hâlâ sahnelenen ve severek izlenen balelere imza atan Oytun Turfanda, eğer öykülerinden etkilenmeseydi Hürrem Sultan’la Kanuni Sultan Süleyman’ı bale sahnesine taşımaya karar vermezdi.
Fuayedeki sergilerden geçmek
Oytun Turfanda’nın, 2009’da kaybettiğimiz Nevit Kodallı’nın müziği üzerine koreografisini yaptığı Hurrem Sultan balesi, tam 33 yıl sonra yeniden İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneleniyor. Hurrem Sultan balesinin 1977’de Ankara’da yapılan dünya prömiyerinde Şehzade Mustafa’nın annesi Gülbahar’ı oynayan Deniz Yamanus’la, Türk balesinin efsane dansçılarından Oktay Keresteci’yi bu kez eserin rejisörleri olarak görüyoruz. Zaten, Oytun Turfanda’nın vasiyetine göre, onun eserlerini sahneleme hakkı Deniz Yamanus’la Oktay Keresteci’ye ait. 1979’dan sonra ikinci kez İstanbul’da sahnelenen Hurrem Sultan balesinde İstanbul Devlet Opera ve Balesi orkestrasını ise eserin bestecisi Nevit Kodallı’nın oğlu Murat Kodallı yönetiyor.
Kanuni Sultan Süleyman’ı Selim Borak’ın, Hürrem Sultan’ı Deniz Zirek’in, Gülbahar’ı Tülay Yalçınkaya’nın, Şehzade Mustafa’yı ise M. Nuri Arkan’ın canlandırdığı Hurrem Sultan balesinin 17 mart cumartesi akşamı Süreyya Operası’nda yapılan prömiyerine gittiğimde 16 martta açılan Opera Afişleri Sergisi’ni gördüm önce. Süreyya Operası’nın fuayesi, Türk operasının doğuşundan beri sahnelenen nice operanın afişiyle doluydu. Sergiyi geniş bir zamanda tekrar ziyaret etmek düşüncesiyle, yıllar öncesinin seslerini, Türk opera tarihine geçmiş sanatçıların isimlerini üzerlerinde taşıyan afişlere şöyle bir göz attım. Tam salona giriyordum ki fuayenin diğer ucunda 11 yıl evvel kaybettiğimiz Oytun Turfanda’nın sahnede dans ederken çekilmiş fotoğraflarından oluşan ayrı bir serginin var olduğunu fark ettim. Oytun Turfanda’yla Meriç Sümen’in danslarını donduran siyah-beyaz bir fotoğrafın önündeyken bir de ne göreyim, Meriç Sümen de üzerine anımsamanın gölgesi düşmüş bir gülümsemeyle fotoğraflara bakıyor. Tam bu sırada salonun kapısı açıldı ve kalabalığın arasında ilerleyerek yerime oturup eserin başlamasını beklemeye başladım.
Oktay Keresteci’nin sadrazamlığı
Hurrem Sultan balesi, mehter ritimleriyle birlikte başladı ve sarayın görkemli cephesini andıran dekorun perdesi açıldı. Çok geçmeden Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta geçişini kutlayan Osmanlı sadrazamları, Valide Sultan, Gülbahar ve küçük şehzade Mustafa sahnedeki yerini aldı. Akabinde eserin en hoş sürprizlerinden birine şahit olduk: Hurrem Sultan balesini Deniz Yamanus’la birlikte sahneye koyan, Türk balesinin efsane dansçılarından Oktay Keresteci, Başsadrazam rolüyle karşımızdaydı. 1990’lı yıllarda Hülya Aksular’la birlikte sahnede harikalar yaratan Oktay Keresteci’yi yeniden sahnede görmenin heyecanını eser boyunca hissettik.
Kanuni’nin uzun ve nice önemli ayrıntıyla dolu yaşamını tablolar halinde anlatan Hurrem Sultan balesinin bence en etkili bölümü ikinci tablodaki aşk sahnesiydi. Kanuni Sultan Süleyman’la Hürrem Sultan’ın birbirleriyle ilk karşılaşmalarında doğan aşkın resmi vardı o ikili dans sahnesinde. Oytun Turfanda’nın hazırladığı bu güzel koreografide dansçılar Deniz Zirek ve Selim Borak çok başarılıydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kanuni Sultan Süleyman’ın yönetiminde huzur ve refah dolu günler geçirdiğini anlatan birinci perdenin son tablosunda folklor adımlarıyla dans eden balet ve balerinlerin de seyircilerin akıllarında yer edindiğini söylemeliyim.
Hürrem Sultan’ın zaferi
Her ne kadar Kanuni Sultan Süleyman’ın gücünü ve başarıları simgeleyen tuğra sık sık sahneye inse de ikinci perdeye hüzün hâkimdi bence. Şehzade Mustafa’nın babasının emriyle boğdurulması, bunu duyan annesinin, hissettiği dayanılmaz acıyı adımlarıyla sahnenin hafızasına nakşetmesi seyircinin kalbine doğan hüznün en önemli nedeniydi.
Oğlunu öldürten Kanuni Sultan Süleyman, acısını Hürrem Sultan’ın sevgisiyle geride bıraktığında öykünün de sonu geldi. Ancak, Nevit Kodallı’nın mehter marşının ritimleriyle süslediği müziği, Hürrem Sultan’ın lirik dansı ve saray dekorunun önünde anlatılan Osmanlı’nın en görkemli yıllarının öyküsü Süreyya Sahnesi’nden çıktıktan sonra da bizi etkisi altında tutmayı sürdürdü.
operatik@gmail.com