Söz uçar, yazı kalır mı, yoksa söz kalır ve yaşar, yazı ise kalır ve kaldığıyla kalır mı?
Sokrates, yazı yazmayı mı bilmiyordu acaba, orijinal tek bir satır bile yok ondan.
Konuşulan söz mü, yoksa yazılan söz mü daha yücedir?
Sokrates’e göre; yazılı sözcükler, kuşkusuz ki canlı gibi gözükürler, ama onlara soru sorulduğunda daima aynı cevabı verirler.
Sokrates, yazıya pek karşı değildi, o sözden yanaydı ve ‘diyalog’u buldu; hakikate, gerçek hakikate ulaşmak için gerekli olan diyaloğu, bir dil kültürü ve duygusuna yol açan karşılıklı ikna etme değil, birbirini ve kendini daha iyi anlama yolunu seçti.
“Hareket, en üretken içsel gerilim, sözlü bir düşünce alışverişine kalkışıldığında ortaya çıkar. Muhatapların birbirlerini anlamaya çalıştıkları açık bir söyleşide sıklıkla aynı sözcükler kullanılır; ama bu sözcüklerle aynı şeyi belirtip belirtmediklerini ancak soru-cevap süreciyle anlarız. Bu süreçleri canlı diyalogda hissederiz; yazılı metinde ise bu kadar kolay olmaz.” Bu görüşlerin sahibi Bilgiler Kitabı‘nın yaratıcısı Constantin Von Barlœwen.
Bilgiler Kitabı, çağımızın önemli düşünce insanlarıyla söyleşileri içeriyor. Adonis, Boutros Boutros Ghali, Regis Debray, Carlos Fuentes, Nadine Gordimer, Samuel Huntington, Julia Kristeva, Claude Levi-Strauss, Yehudi Menuhin, Amos Oz, Kardinal Paul Poupard gibi düşünce insanlarının bilgilerini ve fikirlerini sergiliyor.
Söyleşilerin misyonunda, geleceğe dönük bakış açısı elde etmek yatıyor. Bu söyleşiler diyalektik ve dialojik yöntemlerle oluşturulmuş.
Bilgiler Kitabı, kaydedici görsel bir kültürler arası kütüphane projesi; sözün (bilginin) ortaya çıkışında, bizim kelam dediğimiz olgunun sözden yazıya geçirilerek sergilendiği bir entelektüel girişim, bir bilgi sürecinin örnek olarak yaratılması, nihayetinde.
Constantin Von Barloewen’in şu sorusu Bilgiler Kitabı‘nda oldukça geniş bir biçimde karşılığını bulmuş bana göre.
Yazının devamını okumak için tıklayın.