Edebiyat, kendi hayatına saklanan insanı özgürleştirir.
Bu konuda edebiyattan başka çare de yoktur zaten;
anlatılmayan hayat yaşanmış sayılmaz çünkü.
Edebiyatın hayatı anlatması (aktarması)
hayatları anlatmasıdır aslında; nerede, ne zaman ve nasıl yaşanmış olan hayatla; nerede, ne zaman ve nasıl yaşanamamış olan hayatlardır bunlar.
Birincisinde ne geriye döndürülebilir zaman, ne de hayat deresinin suyu tersine akıtılabilir; ikincisinde ise hem hayatlar kolaylıkla geriye sarılabilir, hem de aynı sulara girilebilir hep: İşte masal da budur zaten.
Masalın anlatmadığı hayat yaşanmış sayılmaz.
Zira masal dinlemek/okumak, aslında özgürce yaşamanın en ileri hayat formudur bence; insan için masalın hikâyesi kendi hikâyesi sayılabilir ama hangi gerçeklikle buluşan bir hayattır bu? Belki de insanın paralel dünyasının, paralel âleminin bir hayatıdır bu.
Rüya-masal ilişkisindeki hayat, var olmayanın, var olanı
belirlediği bir hayattır!
Masallı edebiyat, uyumayı sağlayan bir söz-yazı değil, uyandırmayı sağlayan, perdeleri delip geçen, derinliği duyguyla buluşturan, gölgeleri canlandıran bir edebiyattır.
Yazar Burhan Sönmez, ilk romanı
Kuzey’de,
en az bilinen konuların en derin yanlarını göstermeye, aktarmaya çalışıyor.
Kuzey’de edebiyat, kadim Kürt masallarından moderne uzanan engin bir yelpaze içinde; masal masal içinde, hikâye hikâye içinde, insan insanın içinde, ateş ateşin içinde ve ışık ışık içinde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.