Edebiyat,
hakkı da savunur.
Sistemlerin ve
erkin görünmez kıldığı, karmaşıklığın içine gömmeğe çalıştığı
hak ve
dava konularını da yerleştirir göz önüne.
Yazı, bu gibi konularda bir başka ifade türünden, çizgi romandan da destek alır bazen.
Çizgi roman, yazıyla çizgiyi (resmi) buluşturduğundan, aynı zamanda
görmeye de yöneltir okurunu. Bu da insanı farklı yeni düşüncelere ve algılara yöneltir.
Edebiyatın, acıyı, şiddeti, işkenceyi ve ölümü aktarırken, yani yaşanmışı ve yaşanmakta olanı anlatırken
görsel tasvirlerden destek alması, okuruna olağanüstü bir şaşırtma efekti ile hitap etmesi, onu farklı bir edebîlik içinde; siyasi, poetik, hatta estetik bir duygu durumuna taşır.
Çizgi roman, edebiyatın açılımlarından biri olarak
durumu ve
duyguyu özgürleştiren bir türdür artık günümüzde.
Joe Sacco’nun (Malta asıllı Amerikalı)
Filistin adlı çizgi romanı,
Filistin’de yaşanan
Birinci İntifada adı verilen direnişin sürdüğü 1991-92 yıllarını kapsayan dönemde yaşananları, yazı ve çizgi aracılığıyla aktarıyor okura.
Filistin çizgi romanını
Joe Sacco’ya Saygı başlığıyla Edward Said açıyor:
“(...) Medya bombardımanı altında yaşadığımız şu dünyada, bir çizgi romanın iddialı bir şekilde karalanmış, kimi zaman bahsettiği aşırılıkları yansıtabilmek için acayip bir şekilde abartılmış duygudaşlık dolu çizimleri, Londra ve New York’taki bir avuç adamın seçip tüm dünyaya pazarladıkları görüntülere karşı panzehir işlevi görüyor. Joe Sacco’nun dünyasında ne anlattıklarını cafcaflı sözlerle yumuşatan sunucular ne durmadan İsrail’in başarılarından ve demokrasiden bahseden riyakâr anlatılar, ne de tarihten ve sosyal gerçeklerden kopuk bir şekilde zavallı barışsever İsraillilere dünyayı dar etmek için devamlı taş atan, kıymet bilmez, köktendinci canavarlar olarak gösterilen Filistinliler var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.