
Edebiyat risk alır!
Yazar bir parrhesiastes’tir çünkü; yani risk alan kişidir.
Gerçek bir yazar, riskin her türlüsünü göze almış demektir.
Doğruyu söyler, inandığını savunur, açık sözlülükle hareket eder.
Edebiyat, düşüncelerini ve duygularını açıkça dile getirir.
Hiçbir şey gizlemeden edebileştirir.
Yazar hakikatin peşine düşerek, insanlık tarihi içinde –canı pahasına da olsa– risk almada hep önde olmuştur. Özellikle bağnazlığa, kurumların tutuculuğuna, yobazlığa, ideolojik ve siyasi her türden göz bağlamacılığa karşı hakikatin peşine düştüğünde artık bir parrhesiastes’tir o.
Edebiyat insanın en hakikatli yoldaşıdır.
Doğrunun (gerçeğin değil) peşine düşmek açısından izlenecek hakikat yolu edebiyatın devrim yolu değil midir zaten?
Yazar, devrimlerin yolunu açan, kapısını aralayandır zira.
François Rabelais de bunlardan biridir, hatta en önemlilerinden biridir bence.
Batı hümanizmasının kurucularından sayılır. En önemli eserlerinden Pantagruel 1532’de, Gargantua ise 1534’te yayınlanmıştır.
François Rabelais bir papaz yazar olarak en çok papazlardan (kiliseden) çekmiş, ne çektiyse; hem de daha çok akademik olanlarından. Eserleri, Sorbonne Üniversitesi tarafından sansüre uğratılmış.
Neden mi?
Bir göz atalım;
“Girmeyin buradan riyakârlar, yobazlar,/ İhtiyar papazlar, burnu iyice büyümüş çapulcular,/ Boynu yerden kalkmayan maymunlar,/ Gotlardan, Ostrogotlardan, önde giden beyinsizler,/ Kılıksızlar, sahte müminler, çulsuz hamam böcekleri./ Cüppenin altına gizlenmiş alçaklar, dolandırıcılar,/ Gazabı körükleyen, yalancı şişkolar;/ Gidip başka yerde satın yalanlarınızı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.