New York’lu yazar Henry James’in ruhu, gökdelenler ideolojisi tarafından bir hayli örselenmiş.
Yazarın edebiyatındaki öfkenin önemli bir bölümünü bu gayri insani sınırsız güç oluşturuyor bence.
Henry James, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği New York’a âşık bir yazar, ama bu aşkta kendini korkunç bir ihanete uğramış gibi görüyor; o müthiş öfkesi de bu yüzden zaten.
New York’u kapitalizmin merkezi yapma girişimleri, ticaretin ve ekonominin saldırgan projeleri, yazarın hayallerini yıkıyor ve onu çileden çıkarıyor. 1843 doğumlu Henry James, gökdelen ideolojisinin doğuşuna tanıklık ediyor, ama nefretle: “Bunlar -Amerika’daki başka bir alay berbat şey gibi- arsızca yeni ve daha da arsızca ‘yeni bitme’ ve işte bunlar hissedarlara kâr dağıtan muzaffer yapılar… Başları, yalnızca tarihten yoksunlukla değil, tarih edinme olanaksızlığı ile de taçlanmış ve her ne bahasına olursa olsun ticari olmanın dışında hiçbir işe yaramayan şeyler” diyor, bir arkadaşına yazdığı mektupta.
Henry James için ülkesi Amerika’nın -ki, New York aşkıyla bütünleşmiştir- başlıca değerleri arasında; safiyet, demokrasi ve yeni bir evrensel kültür başı çekmektedir. Avrupa ise artık dekadan bir düzeye inmiş, ulvi değerleri dünyevileşmiş bir uygarlığı temsil eder daha çok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.