
Edebiyatı, yedi sanattan biri olan şiir taşır!
Şiiri ise hayatın acısı taşır çoğunlukla.
Bu acı, hüznün mayasıdır aslında.
Halk acıya doğduğundan beri bu böyle...
Şiir de “acılı ve isyancı, karanlık ve öfkeli”dir aslında şairler için.
“Özgürlüğün bayrağını taşıyan şairler için...
Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainler gizlensinler soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben; karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.”
Hainlerle çarpışarak ölen José Martí’nin bu dörtlüğü, özgürlük için deli olmayı unutan insanlara da yarar bence.
José Martí, bence erken bir Che Guevara; Küba halkının bağımsızlık mücadelesinin bir simgesi; Küba Bağımsızlık Savaşı’nı başlatmak için savaşırken, devlet güçleriyle –İspanyol işgalcilerle– olan bir çatışmada ölen, modern zamanların en büyük şairlerinden biri o.
Onun karakteri özgürlük, kaderi de özgürlük uğruna ölmek...
“Orada, verimli vadilerde
İnsanlar vererek canlarını
Onurlarını savunuyorlardı
Gururlu, kartal enginliklerde”
Göklerde Eriyip Gitmek İsterdim, devrimci şair José Martí’nin Türkçede yeni yayımlanan şiir kitabı. Şairin, şiir envanterinden derlenmiş.
Bu derlemeyi yapan ve bu şiirleri olağanüstü bir dille Türkçeye çeviren Ataol Behramoğlu, kitabın önsözü için bu büyük şairin hayatıyla, şiir anlayışıyla, düşünceleri ve siyasi mücadelesiyle ilgili önemli bir metin hazırlamış: “İçtenlik ve gergin bir ruh durumu vardır bu şiirlerde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.