1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:50
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Pakize Barışta KIYI 10.08.2008
Pakize Barışta
“Kapı bizi seçer” der Borges
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges Pakize Barışta - “Kapı bizi seçer” der Borges
Pakize Barışta köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Borges felsefesinde hayat-insan ilişkisi, birbirlerine kader olarak tanımlanamayacak bağlarla bağlanmıştır.

Borges’e göre insan iradesi özgür değildir zira.

Borges’in yazısı da bunu anlatmaya çalışır zaten. Bu tuhaflığı, bu bilinmeyeni, her zaman edebi âleminin problematiği yapmıştır çünkü. Edebiyatının, dünya edebi erki tarafından bu yüzden pek açık bulunmadığını düşünen, hatta onlara hayli karmaşık geldiğinden emin olan yazar, bir türlü Nobel Edebiyat Ödülü’nü alamayışını gizli ve ince bir yakınmayla dile getirir: “Nobel Ödülü’nün daimi adayı olarak bana kendimden bahsetmekten başka çare kalmıyor. Nobel, bir yazarın hayatında kazanabileceği en büyük ayrıcalıktır. Bunu hak ettiğimi sanmıyorum. Ben unutulsun diye yazıyorum. Yapıtlarımı nasıl anlatayım? Bence biraz karışıklar. Yalnız bu ödülü hak etmemem, kazanmak istemediğim anlamına gelmez. Sadece simgelediği onur için değil. Kulağa kötü gelse de parası da fena değil.”

Uzun yıllar tuhaf bir oyun sergilenir Batı’da. İsveç Akademisi, şaşmaz bir biçimde her yıl Nobel Edebiyat Ödülü adayı gösterir Borges’i.

Ama ödülü vermez.

Borges, ülkesinin entelijansiyası ve medyası tarafından bu konuda alaya alınır; körlük döneminin önemli bir acısıdır bu. Yazarın öfkesi bir türlü dinmek bilmez o yıllarda: “Nobel Edebiyat Ödülü’nü en az Arjantin Edebiyat Akademisi kadar meçhul olan İsveç Akademisi’nden bazı beyler veriyorlar. Kime verdikleri ise başka mesele. Bazen Hindu Rabindranath Tagor gibi bayağı şairlere (şair olarak bayağı elbette, Hindu olarak değil) veriliyor.”

Türkçe’de yeni yayımlanan Senyor Borges kitabının ortaya çıkmasına neden olan kişi, Borges’e otuz yıldan fazla bir zaman hizmet etmiş olan Epifania Uveda de Robledo’dur. Bu sadık kadın, yazarın hiçbir yazısını okumamasına rağmen, bence çevresindeki herkesten çok daha iyi tanımış yazarı. Epifania, bu kitabı kaleme alan Alejandro Vaccaro’ya, tanık olduğu olayları ve duyguları, neredeyse bir edebi yalınlık içinde anlatıyor. Borges’in annesiyle olan ilişkisi, yaptığı gereksiz evliliği, aşkları, dostlukları, gündelik hayatın acılı sevinçli detayları, aydınların yazara olan tavırları, düşler, korkular ve öteki Borges... Hepsi var kitapta, hepsi de ince ince işlenmiş.

Vaccaro’nun Epifania ile birlikte hazırladığı kitaptan öğrendiğimize göre, Borges’in körlük döneminin ikinci büyük acısı da aşkla ilgilidir.

Senyor Borges kitabını kaleme alan Alejandro Vaccaro: “80 yaşında bir adam kendini kaybedercesine âşık olabilir mi? Mantıklı bir şekilde hayatının sonbaharını yaşayan bir adam, en gizli duygularını herkesin önünde çırılçıplak bırakan bir tutkunun esiri olabilir mi” diye sorar. Borges, bu soruya her zaman hiç tereddüt etmeksizin, “Evet” yanıtını verir.

Viviana Aguilar’a âşık olmuştur, hem de deliler gibi. Tüm vücudumda bir kadın ağrıyor, der Borges. Yüzünü ve güzelliğini hiç göremediği aşkı Viviana, uzun boylu, sıcak sesli, çok kibar, aydın ve güzel bir kadındır.

Borges, ölümünden on yıl kadar önce emektar Epifania’ya, “Aşık oldum Fanny, âşık oldum!” diye haykırır. Ama, bir yıl kadar sonra “Ben, kaderine zincirlenmiş bir zavallıyım” diyerek, ayrılır deli gibi âşık olduğu Viviana’dan.

“…çok kapı olduğunu biliyorum. / Gerisini unutmuşum. / (…) / Eğer gördüğüm, ya da gördüğümü düşlediğim / bu rüyada ne olduğunu bilebilseydim / her şeyi bilirdim.”

Borges’in, kapı bizi seçer tasavvufi mesajı bu; içinde çok gizli ama çok güçlü bir trajedi de barındıran.

Senyor Borges adlı kitap, Borges’in hayatının en gizli, en bilinmedik, en özel taraflarını ortaya koyuyor; sıradan gibi görünen bir kadının duyarlı anlatımı ve Borges uzmanı bir yazarın derin ve incelikli kalemiyle.

Mükemmel bir buluşma bu.

Aslında görünmez adam olmak isteyen, kimse tarafından fark edilmek istemeyen, ama bütün dünyanın tanıdığı bir büyük yazarı fazlasıyla görünür kılıyorlar belki ama, bunu tatlılıkla yapıyorlar; nezaketle, olağanüstü bir şefkatle ve onu hiç incitmeden.

 

Diğer Pakize Barışta Makaleleri:
  1. Fütüristik bir şaheser: Amerikanomanyaklar - 29.08.2010
  2. Osman Şahin’in Darağacı Avı, gerçekliğin, gerçekte ne olduğunu anlatıyor! - 22.08.2010
  3. Yaratıcı kışkırtma edebiyatı örneği: Michel Faber ve Yağmur Yağmalı - 15.08.2010
  4. Nadine Gordimer ve July'ın İnsanları - 08.08.2010
  5. Balzac’ın Lanetli Çocuk’u Türkçe’de - 01.08.2010
  6. Virginia Woolf’un makaleleri: ‘Granit ve Gökkuşağı’ - 25.07.2010
  7. Sibel K. Türker’in yeni romanı: ‘Benim Bütün Günahlarım’ - 18.07.2010
  8. Oya Baydar’dan bir yirmi yaş güncesi: ‘Savaş Çağı Umut Çağı’ - 11.07.2010
  9. Neslihan Acu’nun yeni romanı: ‘Artık Ayrılsak Diyorum’ - 04.07.2010
  10. Ahmet Büke’nin muhteşem hikâyeleri: ‘Kumrunun Gördüğü’ - 20.06.2010
  11. Çizgi romanda Agatha Christie - 13.06.2010
  12. Biraz Shakespeare iyi gider şimdi... - 06.06.2010
  13. Ayşegül Çelik’in ‘Kâğıt Gemiler’i ve ‘Yalnızlık bırakıldığı yerde büyüyor’ - 30.05.2010
  14. Mutfağa felsefi bir yaklaşım - 23.05.2010
  15. Özdemir Asaf’ın şiirleri yeniden... - 16.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: “Kapı bizi seçer” der Borges - Pakize Barışta
03.09.2010 06:50:18