
Edebiyat, Çehov’dur bana göre!
Çehov gradosundaki has yazarların toplamıdır edebiyat.
Maniyersiz, yüklemesiz, didaktik olmayan, kendini ortaya sürmeyen yazarlara ait bir edebiyat, insanın, toplumun özünden, hatta tözünden yola çıkar; içeriklerden ve biçimlerden dolaşarak, içli dışlı (esoterik ve eksoterik) turlar atarak dönüp dolaşıp yine bu özlerde tamamlar serüvenini.
Yazarın edebî yolculuğu popüler, magazinel bir yolculuk değildir; tam tersine kendini, suretini mümkün olduğu kadar gizleyen ama buna karşılık yeri geldiğinde edebî ağırlığını bir otorite olarak ortaya koyan, sadece edebiyat adına (homo politicus sorumluluğunu da unutmadan) konuşan ve duran bir yolculuktur.
Rus edebiyatına duyulan saygının içinde yazarların duruşunun da özel bir yeri vardır; onlar sadece yaptıkları işle, metinlerinin gücüyle sunmuşlardır çünkü kendilerini.
Ortalıkta olup olmamalarının hiç önemi olmamıştır.
Ortalıkta olduklarında ise edebiyattır kendini gösteren ve gündeme oturan; örneğin Anton Çehov 1900 yılında Rusya Bilimler Akademisi’ne onursal akademisyen seçilir ve iki yıl sonra bu unvanı reddeder; nedeni, Çar II. Nikolay’ın aynı unvanı Gorki’ye vermek istememesidir.
Edebiyat Çehov’dur dememin nedeni, onun (ve diğer benzeri yazarların) yazdıklarının ruhunu oluşturan edebî değer değildir sadece; aynı zamanda, popülerliğe prim tanımayan yazar-edebiyat değeridir Çehov’un.
Anton Çehov’un Bütün Öyküleri’nin 3 ve 4. cildi yayımlandı.
Bu ciltler, yazarın 1886 ve 1887 yılında yazdığı –toplam– yetmiş yedi öyküden oluşuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.