Edebiyat için sıradan hayat yoktur.
Sıradan hayat, insan için vardır.
Edebiyata göre her hayat için için fokurdar, dışına zengin ve heyecan verici duygu patlamaları yayar; gündelik ve sıradanmışçasına yaşanan bir hayat, edebiyatla buluştuğunda sahibini bile şaşırtır ve gerçek gücünün ne olduğunu fark ettirir ona; diğerleri de, karşılarındaki kişinin hayatını ne kadar tanımadıklarını anlarlar.
Edebiyat, insanın (hayatın) duygusunu biçimler böylece.
Çağdaş İrlandalı yazar Maeve Binchy de, gündelik hayatın perdesini usulca geçerek, hayatın görünmeyen, hatta gizlenen altüst oluşlarına tanıklık ediyor bir tür; insanın duygu girdaplarına kapılıyor, duygu bulutlarında geziniyor.
Leylak Zamanı, sıcak, samimi ve şefkatli bir roman. Sayfalar ilerledikçe, yazarın iyi kalpli bir kalemi olduğu daha çok hissediliyor; insanlara, hatta olup bitenlere duyarlılık düzeyi çok yüksek bir empati ile yaklaşıyor. Böylece Maeve Binchy, iyi ve kötü, acı ve tatlı hayat halleri üzerinden, okuruyla ilginç bir duygu ortaklığı kuruyor; hayat, bu duyarlı İrlandalı yazar sayesinde, okur için de daha anlamlı ve anlaşılır kılınmış oluyor.
Leylak Zamanı’nda, leylak rengi bir minibüs, her cuma günü aynı saatte Dublin’den hareket eder ve bir taşra kasabası olan Rathdoon’a varır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.