
Edebiyat, bilinmeyeni şimdiden belirler adeta.
İnsan, bazı edebî eserlerde dikkatli bir okumayla geleceğin işaretlerini görebilir.
Edebiyatın müneccimliğidir bu!
Yazarın şimdiki hissiyatı içinde, geleceğin hissiyatının tohumları da vardır.
Yazı, bir ayağıyla bugüne sağlam bir biçimde basarken, diğer ayağıyla geleceği tarar.
Bu bir bakıma geleceği tartmaktır aynı zamanda; bireysel, toplumsal, kültürel, siyasi bir tartmadır.
Okur, okudukça geleceğe uzanır!
Geleceğin muhtemel biçimlenişleri, edebiyatın ruhunda gizlidir; edebî bir kazıyla, gözün duyarlı dokunuşlarıyla bu giz ortaya çıkarılabilir bence.
Melih Cevdet Anday’ın 1970 yılında yayımlanan Gizli Emir adlı romanı, dikkatli bir okumayla günümüze, son dönemlerin Türkiye’sine (dünyanın her hangi bir yeri için de) pek çok konuda ve durumda rahatlıkla aktarılabilecek bir metin; çünkü bir egemenlik gerçekliğinin farklı biçimde de olsa süreceğinin habercisi adeta.
Gizli Emir, bireyin ve toplumun iradesinin yok edildiği, totaliter rejimin, insanların günlük hayatlarına neredeyse saati saatine müdahale ettiği, ayar verdiği, mutluluğun bile nizamname ile belirlendiği sembolik bir kenti anlatıyor.
Melih Cevdet Anday gerçekle, ütopik bir durumu buluşturmuş romanında; insanlar faşizmin maddi, manevi, kültürel saldırılarına ve baskılarına karşı direnecekleri, örgütlenecekleri yerde, kendi iradeleri dışında bir bekleyiş içindedirler.
Bir yerden, bir güçten, bir gizli emir gelecektir.
Buna kuvvetle inanmaktadırlar.
Bu gizli emir, onların kurtuluşu olacaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.