1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:50
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Pakize Barışta KIYI 27.07.2008
Pakize Barışta
Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak Pakize Barışta - Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak
Pakize Barışta köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İnsan türünün yaşayabileceği en büyük travma, bir kadının tecavüze uğrayıp, hamile kalması sonucu oluşan psikolojik durumdur.

Erkek cinsi, hiçbir zaman tam olarak hissedemez ve algılayamaz bu hali.

Hiçbir işkence türü (fiziki ve ruhi) bu travmanın yanına bile yaklaşamaz; bir kadın için ölümden de beter olan tek şey budur işte.

Şiddet kavramıyla dahi açıklanamayacak bu durum kadın onurunu da yok edercesine zedeleyen bir trajik durumdur aynı zamanda.

Tecavüzcüsü tarafından hamile bırakılmış bir kadın -hangi yaşta olursa olsun- olay duyulduğunda, erkek egemen toplum tarafından, açık ya da kapalı, kirlenmiş kadın (kirletilmiş değil!) olarak değerlendirilir; feodal örf ve adetlerin geçerli olduğu yerlerde de öldürülür hatta.

Tecavüzcü değil, tecavüz edilen öldürülür.

Bu vahşet ötesi durum, Türkiye’de çok yerde yaşanıyor.

Kadına yönelik erkek şiddeti, Türkiye modernitesini ciddi bir biçimde ilgilendiriyor ve meşgul ediyor; zira, bu vahim konuda modernitemiz hiçbir azalma sağlayamadığı gibi, tam tersine -araştırmalara göre- kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor.

Değişmesi gereken bir diğer durum da, şiddet uygulanmış kadına devletin hâlâ yardım mantığıyla yaklaşması; yani sorunun çözümü için yapılması gereken çalışmalar bir sosyal devlet kavrayışı içinde değil de, neredeyse erkek egemen sistemin bu konudaki günahını affettirecek bir yasak savma içinde görünüyor.

Toplumumuzda erkekler tarafından kadınlara uygulanan şiddet, başta tecavüz olmak üzere çok değişik biçimlerde ortaya çıkıyor ve çoğu zaman da şiddetin sonuçları, kadının yanı sıra çocuklara da uzanmış oluyor.

Erkek, resmi ya da dini nikâhlı olabilir. Erkek; baba, kardeş amca, dayı olabilir; erkek, çevreden bir tanıdık olabilir, ya da tamamıyla yabancı biri olabilir; kadına yönelik şiddet olayı barış ya da savaş zamanlarında da olabilir. Erkeğin, kadın üzerindeki -aynı zamanda doğa üzerinde- gücünü göstermesinin bir biçimde ispatıdır bu. Yasaya gelince, büyük bir çoğunluğu zaten erkek olan yasa koyucu, modernitenin zorladığı durumlarda, kadını koruyucu yasa maddeleri oluşturmak zorunda kalsa da uygulamada durum çok farklıdır:

“Yasalarda yapılan birçok değişikliğin, kadınların yaşamına henüz yansımadığı bir dönemden geçiyoruz. Uygulayıcıların ataerkil değer yargıları, şiddete uğrayan kadın ve çocukları desteklemek için gerçekçi bütçelerin ayrılmamış olması, kadınlardan yana uygulamaların önünde önemli bir engel. Yasal haklarımızı uygulayıcıların iyi niyetine bakılmaksızın sonuna kadar kullanabilmek istiyoruz. Bunun için de çoğu kez donanımlı olmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bilgilerimizi ve deneyimlerimizi paylaşabilmek büyük önem taşıyor.”

Mor Çatı Kolektifi imzalı bu alıntı, Erkek Şiddetine Karşı Kadın Dayanışması adlı kitaptan. Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’nun desteğiyle Mor Çatı Yayınları’ndan yeni çıkan bu kitap, şiddete uğramış pek çok kadının sorularını ve bu soruların yanıtlarını içeriyor. Kitapta, yasalarla ilgili, neler yapılmasıyla ilgili yollar da gösteriliyor aynı zamanda.

Ne yazık ki bu toplumda, her genç kızın ve kadının başucunda ya da çantasında her an elinin altında bulundurması gereken çok önemli bir kılavuz, bu kitapçık.

Erkek Şiddetine Karşı Kadın Dayanışması adlı çalışmadaki bir soruya göz atalım:

Soru: “Tecavüze uğradım. 5 aylık hamileyim. Çocuğu doğurmak istemiyorum, ne yapabilirim?”

Kitapçık buna şöyle cevap veriyor:

“Tıbbi bir zorunluluk bulunmadığı durumda yasal kürtaj süresi on haftadır. Ancak, TCK’nun 99. maddesine göre, kadın mağdur olduğu bir suç (yani tecavüz) sonucu gebe kalmışsa ve süre yirmi haftayı aşmamışsa, bu gebelik sona erdirilebilmektedir. Dolayısıyla vakit geçirmeksizin uzman hekimler yoluyla hastane ortamında gebeliğinizin sona erdirilmesini sağlayabilirsiniz.”

Mor Çatı, bu kitapçığı, hem gönüllüler vasıtasıyla ücretsiz olarak dağıtılmak üzere muhtarlıklara gönderiyor, hem de Mor Çatı’dan ücretsiz olarak sağlanabiliyor.

Soru sormak, sessizliği kırabilmenin ilk adımı; bir minicik vakfa, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na, bugüne kadar 20 binden fazla şiddet görmüş, tecavüze uğramış kadın başvurmuş. Toplumsal olarak bu sayının hepimizi ilgilendirmesi gerekir. Bu yaranın en azından ilk tedavisi için, duyarlı kadınlarımızın Mor Çatı gibi gönüllü kuruluşların içinde ve yanında yer alması, kadın dayanışmasının bir ilk adımı olabilir. Kadın sığınaklarını gerektirmeyen bir dünya düzenini de, önünde sonunda kadınlar kuracaktır zaten.

Erkek Şiddetine Karşı Kadın Dayanışması, Mor Çatı Yayınları

 

Diğer Pakize Barışta Makaleleri:
  1. Fütüristik bir şaheser: Amerikanomanyaklar - 29.08.2010
  2. Osman Şahin’in Darağacı Avı, gerçekliğin, gerçekte ne olduğunu anlatıyor! - 22.08.2010
  3. Yaratıcı kışkırtma edebiyatı örneği: Michel Faber ve Yağmur Yağmalı - 15.08.2010
  4. Nadine Gordimer ve July'ın İnsanları - 08.08.2010
  5. Balzac’ın Lanetli Çocuk’u Türkçe’de - 01.08.2010
  6. Virginia Woolf’un makaleleri: ‘Granit ve Gökkuşağı’ - 25.07.2010
  7. Sibel K. Türker’in yeni romanı: ‘Benim Bütün Günahlarım’ - 18.07.2010
  8. Oya Baydar’dan bir yirmi yaş güncesi: ‘Savaş Çağı Umut Çağı’ - 11.07.2010
  9. Neslihan Acu’nun yeni romanı: ‘Artık Ayrılsak Diyorum’ - 04.07.2010
  10. Ahmet Büke’nin muhteşem hikâyeleri: ‘Kumrunun Gördüğü’ - 20.06.2010
  11. Çizgi romanda Agatha Christie - 13.06.2010
  12. Biraz Shakespeare iyi gider şimdi... - 06.06.2010
  13. Ayşegül Çelik’in ‘Kâğıt Gemiler’i ve ‘Yalnızlık bırakıldığı yerde büyüyor’ - 30.05.2010
  14. Mutfağa felsefi bir yaklaşım - 23.05.2010
  15. Özdemir Asaf’ın şiirleri yeniden... - 16.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Soru sorabilmek ve sessizliği kırmak - Pakize Barışta
03.09.2010 06:50:52