1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:56
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Pakize Barışta KIYI 03.08.2008
Pakize Barışta
Tarihin en büyük yalanına dair
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair Pakize Barışta - Tarihin en büyük yalanına dair
Pakize Barışta köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Tarih de yalan söyler.

Bu yalan, siyasal ve ekonomik erkin tarihselleştirilen ideolojik yalanıdır aslında.

Yalan; özgür düşünce ve duyarlılıkların yok edilmesi için sistemli bir mirasa dönüştürüldüğünde, bir kültür jenosidi inşasına da dönüşür aynı zamanda ve yüz yıllarca, bin yıllarca sürüp gidebilir.

Ne var ki insanlığın ortak tarihinde bir sapma değil, yalanın tarihindeki bir insanlık ayıbıdır yine de bu.

Binlerce yılı kapsasa da hiçbir örgütlü yalan, bir kültürün özünü yok edememiştir bugüne kadar. Zira bu öz, önünde sonunda bir duygudur; insanı ve âlemi bir kavrayıştır.

“Pir Sultan’ım eydur, kalbimiz nurdur,

Erenler gözlüdür, inkârcı kördür

Gerçeğe giden yol kadimdir, birdir

Her tepe başında ayrı yol olmaz.”

Pir Sultan Abdal’ın bu dörtlüğü böyle ifade etmesinin nedeni ne ola ki?

Yazar, araştırmacı Erdoğan Çınar, yeni yayınlanan Aleviliğin Kökleri adlı kitabında, insanlık tarihinin belki de en büyük yalanına uğramış, çok büyük, anlamı çok derin ama aynı zamanda çok sarih bir kültürün özüne doğru, çıkış ve yükseliş ışığına doğru, adeta elinden tutarak refakat ediyor okuruna.

Aleviliğin Kökleri, kendi coğrafyasında ve dışarıda, binlerce yıldır bir yabancı, bir düşman gibi ideolojik ve fiziki katliamlara uğramış, aslında tüm zamanlar için geçerli olan aydınlatıcı bir kültürün kadim ama aynı zamanda modern sayılabilecek köklerine cesaretle uzanarak insanlığın bu ortak yalanını deşifre ediyor.

“Derviş Yunus söyler sözü

Yaş doludur iki gözü

Bilmeyen ne bilsin bizi

Bilenlere selam olsun.”

Bir ortak acının dillendirilmesindeki olağanüstü şefkatin ve her şeye rağmen gizli affedişin bu inceliğine sahip bir kültürün özü, ne yapılırsa yapılsın, ne kadar üstü örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, ne kadar kan akıtılmış olursa olsun bu evrenden yok edilebilir mi ki?

Erdoğan Çınar, bu son derece aydınlatıcı kitabında Aleviliğin köklerini İslam’dan, hatta Hıristiyan’lıktan çok öncesine, binlerce yıl öncesine, bilimsel olarak Hitit İmparatorluğu’na kadar; bu imparatorluk içinde yaşamış olan Luviler’e (Aluviler) kadar dayandırıyor. Ki Luviler, son bilimsel bulgulara dayanarak Anadolu’da MÖ.6000 yıllarına kadar uzanıyor: “Görünen odur ki; ‘Aluvi’ sözcüğü dört bin yıllık uzun ve oldukça sancılı bir yolculuktan sonra dilden dile geçerek ve çoğu zaman da köşe bucak saklanarak kendisini bugünkü Türkçe’ye taşırken pek değişmeden, hemen hemen aynı kalmayı başarmıştır” diye belirtiyor Erdoğan Çınar. Yazar ayrıca Luviler’le ilgili şu bilgiye de yer veriyor kitabında: “Eski çağda, Kadın Ana’nın halkı Luviler (Işık insanları), Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış özerk yapılara sahip, büyük bölümü ‘Ma’ya adanmış dergâh- devletlerin kutsal otoritesi altında yaşıyorlardı.”

Prof. Dr. Bilge Umar’a göre “Ma”, Luvi dilinde “ana” demektir. Ve “Ma” Anadolu’nun bilinen en eski “Kadın Ana”sıdır.

Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin Kökleri, aynı zamanda -hatta özellikle- ideolojik ve siyasi ezber bozucu olarak tanımlanabilecek bir kitap. Aleviliği özellikle İslam’la buluşturan ideolojinin tekrar ve tekrar gözden geçirilip, sorgulanması gerektiğini algılatıyor insana; ve tarihin tezgahlanmış bu en büyük yalanını, tabuları kırarcasına deşifre ediyor.

Doğru ve doğruluk.

Gerçek ve gerçeklik.

Vicdan ve idrak.

Gönül ve bir olma.

İnsan, toplum, doğa, evren…

Aleviliğin Kökleri’ni canı gönülden okuduğumuzda kendi özümüzü, kendi köklerimizi de, daha bilinçli ve duyarlı olarak algılayabilmemizi -ister Alevi olalım, ister olmayalım- sağlayabilecek değerde bir çalışma.

Yazarının, tarihin her türden dinsel baskısını da içselleştirerek, bu karanlığın ve tarihsel yalanın; Aleviliğin -İslam öncesi ve sonrası- bir dinsel sapma olduğu, bir büyük küfür olduğu yalanlarına karşı durarak, bu yasaklayıcı resmi ideolojileri de gün yüzüne çıkarmasıyla insanın nasıl çok yönlü sömürüldüğünü de bir kez daha anlıyoruz.

Aleviliğin Kökleri, Erdoğan Çınar, Kalkedon Yayınları

 

Diğer Pakize Barışta Makaleleri:
  1. Fütüristik bir şaheser: Amerikanomanyaklar - 29.08.2010
  2. Osman Şahin’in Darağacı Avı, gerçekliğin, gerçekte ne olduğunu anlatıyor! - 22.08.2010
  3. Yaratıcı kışkırtma edebiyatı örneği: Michel Faber ve Yağmur Yağmalı - 15.08.2010
  4. Nadine Gordimer ve July'ın İnsanları - 08.08.2010
  5. Balzac’ın Lanetli Çocuk’u Türkçe’de - 01.08.2010
  6. Virginia Woolf’un makaleleri: ‘Granit ve Gökkuşağı’ - 25.07.2010
  7. Sibel K. Türker’in yeni romanı: ‘Benim Bütün Günahlarım’ - 18.07.2010
  8. Oya Baydar’dan bir yirmi yaş güncesi: ‘Savaş Çağı Umut Çağı’ - 11.07.2010
  9. Neslihan Acu’nun yeni romanı: ‘Artık Ayrılsak Diyorum’ - 04.07.2010
  10. Ahmet Büke’nin muhteşem hikâyeleri: ‘Kumrunun Gördüğü’ - 20.06.2010
  11. Çizgi romanda Agatha Christie - 13.06.2010
  12. Biraz Shakespeare iyi gider şimdi... - 06.06.2010
  13. Ayşegül Çelik’in ‘Kâğıt Gemiler’i ve ‘Yalnızlık bırakıldığı yerde büyüyor’ - 30.05.2010
  14. Mutfağa felsefi bir yaklaşım - 23.05.2010
  15. Özdemir Asaf’ın şiirleri yeniden... - 16.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Tarihin en büyük yalanına dair - Pakize Barışta
03.09.2010 06:56:23