Tarih de yalan söyler.
Bu yalan, siyasal ve ekonomik erkin tarihselleştirilen ideolojik yalanıdır aslında.
Yalan; özgür düşünce ve duyarlılıkların yok edilmesi için sistemli bir mirasa dönüştürüldüğünde, bir kültür jenosidi inşasına da dönüşür aynı zamanda ve yüz yıllarca, bin yıllarca sürüp gidebilir.
Ne var ki insanlığın ortak tarihinde bir sapma değil, yalanın tarihindeki bir insanlık ayıbıdır yine de bu.
Binlerce yılı kapsasa da hiçbir örgütlü yalan, bir kültürün özünü yok edememiştir bugüne kadar. Zira bu öz, önünde sonunda bir duygudur; insanı ve âlemi bir kavrayıştır.
“Pir Sultan’ım eydur, kalbimiz nurdur,
Erenler gözlüdür, inkârcı kördür
Gerçeğe giden yol kadimdir, birdir
Her tepe başında ayrı yol olmaz.”
Pir Sultan Abdal’ın bu dörtlüğü böyle ifade etmesinin nedeni ne ola ki?
Yazar, araştırmacı Erdoğan Çınar, yeni yayınlanan Aleviliğin Kökleri adlı kitabında, insanlık tarihinin belki de en büyük yalanına uğramış, çok büyük, anlamı çok derin ama aynı zamanda çok sarih bir kültürün özüne doğru, çıkış ve yükseliş ışığına doğru, adeta elinden tutarak refakat ediyor okuruna.
Aleviliğin Kökleri, kendi coğrafyasında ve dışarıda, binlerce yıldır bir yabancı, bir düşman gibi ideolojik ve fiziki katliamlara uğramış, aslında tüm zamanlar için geçerli olan aydınlatıcı bir kültürün kadim ama aynı zamanda modern sayılabilecek köklerine cesaretle uzanarak insanlığın bu ortak yalanını deşifre ediyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.