Vira, İtalyanca bir sözcük.
Bismillah ise Arapça.
Bu iki sözcük bir araya gelince, Türkiyeli balıkçıların, mevsim açılırken balık avının bereketli geçmesi için seslendirdikleri bir ritüeli oluşturuyor.
Vira bismillah, hem Doğu-Batı, hem de Hıristiyan-İslam kültürlerini de içeren bir nevi uygarlık kalıbı aslında; yüzlerce yıldır birbirinden hiç ayrılmamış iki sözcükten ibaret... Yani ilk bakışta öyle gözüküyor.
Ama aslında kültürleri buluşturan, buluşturmanın ötesinde hayat pratiği içine yerleşmiş, aynı zamanda da biraradalığın net bir örneği bu iki sözcükten çıkan duygu.
Akdeniz halkları, binlerce yıldır zaten uygarlıklarını birbirlerinden hiç ayırmadılar; ama halkların dışındaki güçler (siyasi, dini ve ekonomik), bir bakıma zorlayarak bu uygarlıkları birbirlerine düşman etmeye çalıştılar; ne var ki öz duyguda bu kutuplaşma hiçbir zaman gerçekleşemedi.
Vira bismillah buna iyi bir örnek bence; balıkçılarımız, iki gün önce yine vira bismillah sesleriyle demir alıp denize açıldılar.
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), kendi uygarlık birikimi ve anlayışı içinde Akdeniz’i altıncı kıta olarak ilan etmiştir,
Uygarlıklar ittifakının son yıllarda sıkça dile getirilmesini; ideolojik ve siyasi olarak Doğu-Batı diye –pek yapay bir biçimde- ikiye ayrılmış gösterilen bu uygarlıkların, siyasilerin marifetiyle bir araya getirilme projesinin ne kadar sahici olduğunu da bir düşünmek gerekir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.