Demokrasi sağlam bir muhalefetle gerçekleşir, güçlenir. Muhalefetin demokrasiye inanması ve onu savunması gerek. Türkiye’de demokrasinin bu kadar seneden beri rayına oturmamasını geniş çapta muhalefet partilerinden gereken desteği her zaman alamamasına bağlamak mümkün. Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’dir. CHP’nin tek parti yönetimini kurduğu bilinen bir gerçektir. Bu yönetim tek parti döneminin en azılı sayılabilecek 1938-45 yıllarında uygulanmıştır. Parti Atatürk’ün ismini ileri sürerek bu yöntemi meşrulaştırmak istemiştir. Fakat İnönü’nün sayesinde CHP, 1945-46 yıllarında demokrasinin yerleşmesine önayak olmuştur. Bizzat kendisinin koyduğu birçok yasayı değiştirerek demokrasinin önünü açmıştır. Laikliği, din aleyhtarı pozitivist bir ideoloji olmaktan çıkararak dindarlığın düşmanı olmaktan da kurtarmaya gayret etmiştir. Buna rağmen bazı eski pozitivistler CHP’li olsun olmasın, dini ve inancı gerici, yobazlık olarak görmekte devam etmektedirler. Şüphesiz ki 1960 1980 arası CHP’nin sivil idarenin tekrar kurulmasında ve demokrasinin ayakta kalmasında büyük hizmeti olmuştur. CHP, halka ve demokrasiye yaklaştığı ve demokrasiyi savunduğu sürece halktan destek görmüş ve 1970’lerde iktidar olmuştur. 1981’de parti kapatılmış ve bazı bölünmeler geçirdikten sonra Eylül 1992’de tekrar kurulmuştur. Yeni CHP’nin eski CHP ile ilgisi kalmamıştır. Bunu ispat etmek kolaydır. Buna rağmen yeni CHP eski CHP’nin mirasına konmak için elinden geleni yapmış ve şeklen kimsen de olsa başarı sağlamıştır. Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bir parti sadakati vardır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.