1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 09:51
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Prof. Dr. Kemal H. Karpat 25.11.2007
Prof. Dr. Kemal H. Karpat
Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı
Prof. Dr. Kemal H. Karpat köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Sayın Neşe Düzel ile yaptığım konuşma Radikal’de 8 Ekim 2007 tarihinde yayınlandı. Neşe Hanım konuşmamızı özetleyerek düşüncelere berraklık getirme ustalığını bir kez daha ispat etti. Takdir ve teşekkür etmeyi borç bilirim. Bu gibi konuşmalar birçok konuyu kapsadığı için bazı sözleri ve düşünceleri etraflıca açıklama imkânı yoktur. Onun için yarı kalmış veya yeteri kadar açıklanmamış bazı fikirler yanlış anlaşılabilir. Hilafetin kaldırılmasının doğru veya yanlış olup olmadığını ben cevaplandırmaktan kesin olarak çekindim çünkü olayın nedenlerini ayrıntılı anlatmaya yer yoktu.

Konuyu kısaca şu şekilde özetleyebilirim. Hilafet yani Peygamberin yerini alacak kişi (makam) siyasî bir kurumdur ve vazifesi dünyevîdir, yani İslam topluluğunu, ümmeti yönetmektir. Halife, Peygamber gibi Allahın resulü olmadığı gibi herhangi dinî bir sıfatı da yoktur ve Kuran’da “halife” terimi bir iki yerde çok ayrı mana taşımaktadır. Yavuz Selim “halife” sıfatını 1517’de al-Mütevekkil’den aldığı zaman bu makam artık eski etki ve itibarını kaybetmişti. Mısır Memluk hükümdarının bir çeşit gölgesi olmuştu. 16. yüzyılda Hindistan’da hüküm süren Baburi sultanı ve sonra Yemen İmamı gibi kendini halife ilan edenlerin sayısı çoktur. Osmanlı sultanları halifeliği al-Mütevekkil’den almaya neden hak ettiklerini meşru göstermek için İslam’a hizmet etmenin ön plana geçtiğini iddia etmişlerdir. Nitekim tarihçi ve vezir Lütfü Paşa (ö. 1562) değişen koşullar nedeniyle halifenin Kureyş’ten olmakla değil Osmanlıların yaptığı gibi dini, hakkaniyeti ve cihadı savunmakla halife olmaya hak kazandıklarını yazmıştır.  Osmanlı sultanları halifelik sıfatının yüklediği vecibeleri yerine getirmekle beraber bu sıfatı açık şekilde siyasi anlamda ancak 1774 Küçük Kaynarca anlaşmasında Rus hâkimiyetine girmiş Müslümanların haklarını korumak için kullanmışlardır. Bu tarihten sonra gerek dışa karşı birlik temin etmek gerek içeride yapılan reformlara dini destek aramak veya tutucu engelleri kaldırmak için halifeliğe daha aktif bir rol verilmişse de bu makam ancak 19. yüzyılda açık siyasi-dini bir veçhe almıştır ki o da devleti ayakta tutabilmek için başvurulan çarelerden biridir.

Şu gerçeği hemen vurgulamak yerinde olur. Halifeliği ve ona bağlı olarak cihadın etkinliğini İngilizler ve Almanlar alabildiğine abartarak kendi siyasi ve askeri amaçları için kullanmak için uzun süre çalışmalar yapmışlardır. Baron Max von Oppenheim, Mısırda bulunduğu 1885 yıllarında bu konuları çok işlemiştir ve cihadın siyasi etkinliğini abartmıştır. İngilizler ise halifeliğin Osmanlıların tarafında gasp edildiğini Wilfrid Blunt vasıtası ile uzun uzadıya Araplara anlatmaya çalışmışlardır. Osmanlının halifeliği önemsemesinin arkasında çok güçlü siyasi nedenler vardı. İkinci Abdülhamit devletin ekonomik ve siyasi bakımdan 1878’den sonra bitkin hale düştüğünü takdir ettiği için İngiltere, Rusya, Fransa’nın emperyalist emellere karşı gelmek için tüm dünya Müslümanlarının manevi desteğini aramıştır. Ayrıca Avrupa’nın misyonerler aracılığı ile emperyalizme etkili bir boyut vermelerine tepki göstermiştir. Bunun için de halifeliği ön plana çıkararak halife olarak kendisinin Müslümanların sözcüsü, İslam’ın koruyucusu ve gerekirse savunucusu olarak cihadı ilan edebileceğini ilan edip durmuştur. Bu çok etkili fakat sonuç getirmeyen bir tehditti. Avrupa’nın müstemlekeci ülkeleri hüküm ettikleri milyonlarca Müslümanın ayaklanmasından gittikçe artan bir korkuya kapılmışlardı. Avrupa ülkelerinin hâkimiyetine giren dünya Müslümanları ise son ümit olarak İstanbul’u ve halifeyi İslamın temsilcisi hatta kurtarıcısı olarak görmeye başlamışlardır. Böylece İslam (Sünni) dünyası Abbasilerden beri bir tek lider etrafında birleşeme temayülünü göstermiştir. Bu ümitlerin ve özleyişlerin ne dereceye kadar hayal olduğunu ve siyasi coğrafik stratejik gelişmelere ters düştüğünü ileride işaret edeceğiz ki bir bakıma Türkiye’de halifeliğin mukadderatını bu gerçekler tayin etmiştir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Prof. Dr. Kemal H. Karpat Makaleleri:
  1. Türkler, göçebelik, tarih sevgisi ve demokrasi - 29.06.2008
  2. Büyük değişime hazır olalım - 22.06.2008
  3. Yine MHP üzerine düşünceler - 18.05.2008
  4. AK Parti, Atatürk’ü devletçilerin elinden kurtarmak zorunda... - 27.04.2008
  5. Demokrasi, Muhalefet ve MHP - 20.04.2008
  6. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 5 - 09.03.2008
  7. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 4 - 02.03.2008
  8. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 3 - 24.02.2008
  9. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 2 - 17.02.2008
  10. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 - 10.02.2008
  11. Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı - 25.11.2007
  12. Ahmet Mithat, Çekov ve orta sınıf edebiyatı - 16.12.2007
  13. Mübeccel Kıray’ın ardından - 02.12.2007
  14. Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı - 25.11.2007
  15. Türkiye’de halk hep demokrasiye oy verdi - 18.11.2007
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Prof. Dr. Kemal H. Karpat - "Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 09:51:01