1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 09:55
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Prof. Dr. Kemal H. Karpat 10.02.2008
Prof. Dr. Kemal H. Karpat
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 Prof. Dr. Kemal H. Karpat - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1
Prof. Dr. Kemal H. Karpat köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Osmanlılık

Osmanlılık veya Batı dillerinde Ottomanism’in; Türkiye Cumhuriyeti kimliğine giden yol üzerinde can alıcı önemde bir yeri vardır. Türkiye’de ve Batı’da Osmanlılığa çok olumsuz bakılmaktadır. Cumhuriyet rejimi Osmanlılığı, saltanatı ve halifeliği temsil ettiği nedeniyle siyasi rakip görerek reddetmiş, hatta Ziya Gökalp Osmanlılığı Türk milletinin millî dil ve kültürünün gelişmesini önlediği için mahkûm etmiştir. Daha kötüsü Osmanlı, Gökalp’a göre bir üst dil ve kültüre sahip hâkim bir sınıf olduğu için idare ettiği halktan ayrı yabancı bir sosyal gruptu. Batılılar yaratılışından beri Osmanlıya karşı olduğu için (1396 Niğbolu ve 1444 Varna Haçlı seferlerini hatırlatmak yeter) Osmanlının çöküşünü hazırlamakla kalmamış bu çöküşü medeniyetin ve insanlığın bir zaferi olarak görmüşlerdir. Bu durum karşısında Cumhuriyet idarecilerinin Osmanlıya sırt çevirerek millî tarihi 1923’te başlatmalarını anlamak kolaydır. Ancak Cumhuriyet kendi toplumunun temelinde yatan kolektif dayanışmayı ve kimliği Osmanlının hazırladığını uzun süre görmezlikten gelemezdi... Gerçek şudur ki bu sosyo-politik kültür ve toplum olmasa idi Cumhuriyet de olmazdı. Osmanlı olarak doğan, eğitimini Osmanlı okullarında alan ve ilk siyasi kimliklerini Osmanlı olarak tanımlayan kimselerin bir anda “Türk”, “Cumhuriyetçi” ve bunlara köklü bir şekilde bağlanmalarını anlamak kolaydır, çünkü bu “yeni” kimlikler eskilerinin “millî”leşmiş şeklidir.

Bir yerde Osmanlı kolayca Türk olmuştur, fakat nasıl bir Türk? Bu sorunun cevabını, sosyo-politik kimlik değişmelerini tarihî gerçeklerin ışığında incelemekle verebiliriz. 19. yüzyıl boyunca oluşan bu gelişmeler Osmanlılık kavramında simgeleşmektedir. Ancak 19. yüzyılda ortaya çıkan Osmanlılığın daha evvelki yüzyıllardaki geleneksel tarihî Osmanlılıktan çok farklı olduğunu peşinen belirtmek gerekir. Eski Devlet-i Ali-i Osmanî bir hanedan devleti idi ve bu kimliğini tebaanın etnik ve dil kimliğinden almadığı açıktır. Ama devlet kurucularının dili Türkçe idi. Devlet hanedan ismini almadan evvel onlar Osmanoğulları olarak bilinirdi, benzeri de çoktu. Din Müslüman tebaa ile hanedan-devleti birbirine yakınlaştırır ve gayrimüslimden ayırırdı. Klasik devletler siyasi elitler (buraya hanedan dâhil) din, dil, kavim-soy ve bunların doğurduğu hukuki-siyasi düzen ve onun kültüründen oluşur. Din siyasi sistemin destekçisidir, özü değildir. Cengiz Han’ın kurduğu devlet ve onun devamı olan devletler de başlangıçta hanedan ve özel hukuki-siyasi bir düzen üzerine oturmuşlardı. Fakat ayakta kalabilen Cengiz sülalesi devletleri din sayesinde (Altınordu ve kısmen İlkhanidler) yaşayabilmişlerdir. Eski ve yeni Osmanlılığın ve bilhassa onların doğurduğu siyasi kimliklerin doğru değerlendirilmesi Türkiye’nin siyasi kimliğinin daha sıhhatli anlaşılmasına yol açabilir. 1839 Tanzimat ve bilhassa Islahat Fermanı idare eden (devlet) ve idare edilen (tebaa) arasındaki geleneksel siyasi ilişkileri yeni bir esas üzerine kurmayı amaçlıyordu. Bu yeni esas Batı’nın baskısı ile kabul edilen kişi üzerine oturmuş devletti ki bunun temeli vatandaşlık kavramı idi ve onun kökeni 1856 Islahat Fermanı’ndadır. Vatandaşlık, eskiden padişah ve tebaanın arasında sultana itaati esas alan kişisel ilişkiler yerine tebaa’yı vatandaş yaparak onu devlet ve devleti idare edenlere (bürokrasiye) bağlamıştır. Devlet padişahın şahsında simgelenen kişisel bir varlık olmaktan çıkarak soyut bir kavram olmuştur. Gerçi sultan –devlet başkanı olarak gözükmekte devam etmişse de o eskiden olduğu gibi devletin mutlak maliki sahibi değil, devletin bir uzvu (organı) haline girmiştir. Bu modern, Batı devlet modeline giden ilk büyük adımdı. Böylece Osmanlılık ilk kez kişiyi devletin temeli yapmış ve kişiyi böylece siyasileştirmiştir. II. Mahmut zamanında çıkarılan mürûr tezkeresi (seyahat vesikası) bir süre kimlik ve bir süre pasaport olarak kullanıldıktan sonra “hüviyyet tezkeresi” “hüviyyet cüzdanı” isimleri ile bugünkü kimlik nüfus cüzdanı haline gelmiştir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Prof. Dr. Kemal H. Karpat Makaleleri:
  1. Türkler, göçebelik, tarih sevgisi ve demokrasi - 29.06.2008
  2. Büyük değişime hazır olalım - 22.06.2008
  3. Yine MHP üzerine düşünceler - 18.05.2008
  4. AK Parti, Atatürk’ü devletçilerin elinden kurtarmak zorunda... - 27.04.2008
  5. Demokrasi, Muhalefet ve MHP - 20.04.2008
  6. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 5 - 09.03.2008
  7. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 4 - 02.03.2008
  8. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 3 - 24.02.2008
  9. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 2 - 17.02.2008
  10. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1 - 10.02.2008
  11. Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı - 25.11.2007
  12. Ahmet Mithat, Çekov ve orta sınıf edebiyatı - 16.12.2007
  13. Mübeccel Kıray’ın ardından - 02.12.2007
  14. Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı - 25.11.2007
  15. Türkiye’de halk hep demokrasiye oy verdi - 18.11.2007
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Prof. Dr. Kemal H. Karpat - "Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 09:55:56