Zaman zaman işverenlere çalıştırdıkları işçileri tarafından “benim sigortamı yapma, sigorta parasını maaşıma ekle” diye teklif edildiği belirtilir. Günümüzde bilhassa bu ekonomik kriz dönemlerinde düşük ücretlerle çalışanların bu tip istekleri normal karşılanabilir. Çünkü bir aile reisi için en önemli şey ailesinin ve bilhassa çocuklarının maddi isteklerini de karşılayabilmektir.
İşte bu açıdan bakıldığında sosyal sigorta sanki kişinin eline geçen ücrete göre ikinci derece önemli bir ihtiyaçmış gibi algılanabilir. Ancak sosyal sigorta ücret kadar önemli ve değerlidir. Ama ne yazık ki; sosyal sigortanın önemi işçinin veya ailesinin hastalanması ile işçinin yaşlılığında emekli olmak için uğraştığı zamanda tam olarak anlaşıldığı için bu durumdaki insanlar “keşke ücretim 100 lira, 200 lira düşük olsaydı da sigortam olsaydı” diye hayıflanırlar.
Kanuna göre de vazgeçilmez...
Şimdi ihtiyaçlar derecesini bir kenara koyup işin hukuki yönünü irdelersek, “benim sigortamı yapma, sigorta parasını maaşıma ekle” diye bir talebin kesinlikle kabul edilemeyeceğini hemen belirtebiliriz. Çünkü sigortalı olmak zorunluluktur ve buna sözleşmelerle istisna konulamaz. Ki bu husus gerek 1.10.2008’den önce geçerli olan 506 sayılı kanunda gerekse 1.10.2008’den sonra geçerli olan 5510 sayılı kanunda da kesin olarak belirtilmiştir. Her iki kanunda da;
“Sigorta hak ve yükümlülükleri 4-1/a bendi (SSK) kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlar.
İşverenler, 4-1/a bendi (SSK) kapsamında sigortalı sayılan kişileri, (istisnalar haricinde) sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum’a bildirmekle yükümlüdür.
Çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacak, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin, sigortalının işe alındığı tarihten itibaren başlayacak, dolayısıyla sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacak ve vazgeçilemeyecektir” şeklinde ifade edilmiştir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.