O beni Eyüp Sultan’da çimenler üzerinde iftar yapıyor zannediyor.
Hadi, annem yine “gurbette çocuğumun kursağına birkaç lokma girdi” arabesk edebiyatının manevi iklimine kendini kaptırıp bana şefkat gösterecektir de o taksiciye keşke söylemeseydim bunu.
Adam, şimdi ismini verip hurmalara hedef yapmak istemediğim otele iftara gittiğimi öğrenince öyle büyük hayal kırıklığı içinde “Başka bir yer bulamadın mı abi?” dedi ki “Davete icabet etmek lazım” gibi gelenek, örf, töre, anane üzerine kurduğum savunma stratejim bile onu yakalayamadı. Yol boyu klimayı açmadı ve galiba benden de buz gibi
soğudu.
Hâlbuki bilse; bu güzel yaz akşamı, bu şahane yaz Ramazanı’nda iftar yapılacak en kötü yerin yüzlerce insanın doluştuğu yemekhane misali kapalı bir otelin salonu olduğunu...
Masada, sandalyede, yemekte, ikramda bulamadığınız beş yıldızı, havaya baktığınızda bile göremezsiniz.
Gurmeler bilir, otel yemekleri genelde kötüdür. Çok yemekte zaten lezzet olmaz. Beş yıldızlı bir otelin iftar sofrasındaki ikram ise orta halli bir ailenin iftar sofrasının yanında Belediye Çadırı iftarı gibi kalır. İsrafı bırakın, fiks mönülerde eğer şansınız yaver gitmezse sofradan aç kalkmanız bile mümkündür. Otellerde iftar mönülerinin 50 ile 100 TL arasında değiştiğini de söyleyeyim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.