Namazı bir gün kaza yaparsın, zaten ezan vakitleri tartışmalı, oruç için fidye verirsin, teravih zaten yok, başörtüsü aslında omuz şalı, Edip Yüksel’e bakarsan peygamber postacı, Ayşe Hür’den öğrendiğimize göre Kuran diye de tek bir kitap yok, zaten Türkler de zorla Müslüman olmuş. Şu Ramazan artık bir bitse, yoksa İslam diye elimizde dört duvar Kâbe’den başka bir şey kalmayacak...
Vallahi Allah’a inanan biri için Kuran’ın 1400 yıl boyunca nasıl korunduğuna inanmak pek zor olmuyor. Biz böyle Müslüman Müslüman iyiyiz, bizi dert etmeyin artık bu kadar.
Tekrar düşündüm de geriye sadece Kâbe kalmazdı. Günün birinde dünyanın kendiliğinden nasıl ‘oluştuğu’nun video görüntüleri çıksa bile dinî bayramlar bir bin yıl daha kutlanmaya devam ederdi.
İslam’ın bayram seyran kısmına hiç itiraz yok çünkü. Olan itirazlar da benim de katıldığım kurban kesmesek de hep şeker, çikolata yesek türünden hedonist, insancıl, pozitif itirazlar.
(Ömrümüz yeter ve de Ramazan’dan sonra da Taraf’ta yazmam için düzenlenmesi planlanan bir milyon kişilik büyük Kadıköy Yürüyüşü işe yararsa Kurban Bayramı geldiğinde ağaçta yetişmeyen etler mevzusuna gireceğim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.