Abdullah Öcalan... Daha önce defalarca “Öcalan’dan nefret edenler de Öcalan’ın bir realite olduğunu kabul etmek durumundadır” diye yazdım. Kürt halkının çok büyük çoğunluğunun“Öcalan olmasaydı Kürt adı anılmazdı” diye inandığını, böyle bir algı realitesini biz Türklerin iyi kavraması gerektiğini defalarca yazdım, söyledim... PKK’nın siyasi uzantılarına oy vermeyen Kürtlerin de sana son tahlilde belli bir saygı duyduğunu herkesin iyi kavraması lazım. Bu duyguyla empati yapmayan kimi Türklerin “Öcalan’a mesafeli Kürtler”in yanında “Bebek katili” gibi hitapları kullandığında nasıl cevap alacaklarını da iyi bilirim. Cevap vermeseler bile içlerinden ne geçtiğini iyi bilirim... Sen yakalandığında kamera önünde yapılan o saçma sapan “Çak baba nasıl yakaladık” şovlarının Kürt halkının çoğunluğunu nasıl rencide ettiğini de biliyorum... Zaten bir “Öcalan fenomeni” olmasında Türk devletinin de büyük katkıları oldu, sen de bunu iyi biliyorsun. Kürt coğrafyasının insanlarını PKK saflarına itecek ne varsa yaptı Türk devlet zihniyeti... Haliyle kimi Kürt muhalifleri bu gerçeği görüp epey laf da söylüyor ama neyse artık bunların bir önemi kalmadı. Öyle ya da böyle Kürt halkının ciddi bir kısmıyla senin aranda bir manevi bağ oluştu... Bu realiteyi görmezden gelmek ahmaklıktır. Ama realitesin diye bu halk sana tapıyor da değil. Elbette sana tamamen tapan insanlar var, bizim kimi ulusalcı manyakların “Bulutlar burada her sene Atatürk şeklinde çıkıyor, kayalar Atatürk halini almış” deyip oralarda düzenli selam durması psikolojisine benzer epey kardeşimiz var... KCK kadrolarında onlara da yer açmışsın zaten, çok mutlular, seçilmiş politikacılar üzerinde senin adına manevi terör estiriyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.