İki gün önce Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi yüksek lisans öğrencilerinden Elif Soyseven’le konuşuyorduk... Soyseven bana dair bir akademik çalışma hazırlıyormuş. Tüm yazılarımı ve konuşmalarımı analiz etmiş, bana şöyle bir soru sordu: “Yazılarınız hep TSK, Kürtler, Aleviler, gayrımüslimler ve dindarlar üzerine, hep bu konuları yazıyorsunuz. İşçilere dair, yoksulluğa ve işsizliğe dair, kadınlara dair nerdeyse hiçbir şey yazmamışsınız...”
Soyseven’in tesbiti ve dolayısıyla eleştirisi çok haklı... Gerçi daha benim köşe yazarlığım çok yeni, yazı periyodum da belli ama eleştirisi yine de çok haklı... Elbette Kürt meselesi, Alevi meselesi ve İslam meselesi üç temel hayati siyasal mesele olarak Türkiye’nin önünde... Bu meselelerin aciliyeti var. AK Parti’nin önde gelen isimlerinden Hüseyin Çelik’in söylediği gibi özellikle Kürt meselesi çözülmezse, bu mesele Türkiye’yi çözecek... Belki de ondan, dönüp dolaşıp bu temel özgürlükler meselelerini yazıyoruz...
Tekel işçileri haftalardır eylem yapıyor... Türkiye’de çalışan sınıfların (sadece Marksist anlamıyla işçiler değil) özellikle alt seviyede çalışan sınıfların sömürüldüğü bir realite... Bugün sömürü özel sektörde ve özel şirketlerde yoğunlaşıyor... Çünkü bu ülkede sermaye hâlâ ülke nüfusuna oranla çok kısıtlı, o sebeple yoğun işsizlik var. Sermayedarlar gayet ucuz fiyatlara emek kiralayabiliyor. O çok çalışan ama az kazanan emekçiler fazla ücret istediğinde, o işçiler yerine o paraya çalışabilecek milyonlarca insan var... Temel mesele bu... Evet, çoğu özel sektör çalışanı, vicdansızca sömürülüyor... Ama bu sömürü “Sömürü bitsin” diye bağırarak geçmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.