Çok temel bir gerçeği büyük harflerle vurgulayarak yazımıza başlayalım: TÜRK ASKERÎ VESAYET REJİMİ DİNDARLARIN TAM DESTEĞİ VE ÖNCÜLÜĞÜ OLMAKSIZIN DE-Ğİ-ŞE-MEZ... Aslında bu ülkenin liberalleri, özgürlükçü-solcuları, Kürtleri ve gayrımüslimleri bu gerçeğin –kâğıt üzerinde-farkında belli süredir. Bu bilgi onlar için yeni değil, fakat bazen politik analiz yaparken yine eski alışkanlıklarla steril ve hijyenik laflar edilebiliyor...
Liberal ve sol aydınlar bilmeli ki bugün askerî vesayet rejimini karşısına alan dindar güçler her şeyden çok içinden çıktıkları camiaya bu rejim tarafından yedirilmiş zehirleri temizlemekle uğraşıyorlar. Bu iş öyle çok kolay da değil... İslami kesim açısından klasik ulusalcı/ laikçi/ kemalist blokla mücadele etmek işin kolay kısmı, o konuda zaten bu toplumsal çevrenin bir ön-teyakkuzu var fakat MHP tipi milliyetçi/ muhafazakârlıkla ya da Misyoner/ Hıristiyan/ Yahudi düşmanlığı bağlantısıyla askerin kucağına oturttuğu ve yönlendirdiği kimi “İslami” akımlarla/ tarikatlarla uğraşmak o kadar kolay değil... Çünkü bu akımlar İslami kesimi kendi diliyle, kendi söylemiyle, kendi lügatiyle içeriden vurmaya ve zehirlemeye çalışıyor. Dindar yurttaşların zihnini bulandırma ve bu bulanıklıktan hareketle onları askerî rejimin kucağına oturtmaya çalışıyor... Ve bu konuda başarılı olma, yani dindarları ketenpereye getirme olasılığı da hiç yok değil çünkü onyıllardır İslami kesimin zihinsel zemini de nasyonalizm ve zenofobi zehirleriyle epey kirletildi... İşte AK Parti ve Fethullah Gülen Hareketi’nin elitleri askerî vesayet rejimi tarafından sistemli olarak kirletilen bu zemini temizlemeye ya da kendi deyimleriyle aslına döndürmeye gayret ediyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.