Dün Ahmet Altan’ın Başbakan’la olan malum davasında mahkemeye sunduğu savunmayı hüzünle okudum bizim gazetede... Çarşamba günü Beyaz TV’de Başbakan’la bir canlı yayın yaptık. O yayında da bu mesele biraz konuşuldu, bizim gazete de bunu haber yaptı. Aynı şekilde yayın öncesi de Başbakan’la bu konu hakkında bire bir kısa bir süre sohbet ettik. Konuyu bizzat kendi açtı...
Gelinen bu durum son derece gereksiz ve anlamsız bir durum... Başbakan, Altan’a bu ceza davasını asla açtırmamalıydı. Yazının içeriği ne kadar rencide edici olursa olsun Ahmet Altan gibi cesur, yürekli ve demokrat bir adama bu dava açılmamalıydı... Fakat Ahmet Altan da 1915’de İttihatçıların Ermenilere yaptığı katliamı alkışlayan, Türk ulusalcı-faşistlerinin İsviçre’deki “Talat Paşa Yürüyüşü”nü destekleyen, yüz binlerce insanın katledilmesi gerçeğine “Emperyalist bir yalan” diyen ucube bir zihniyetin yaptığı heykel için böyle ağır sözlerle işi bu noktaya getirmemeliydi... Doğru, o heykelin yıkılması için Başbakan konuşmamalıydı. Başbakan’a gelene kadar Ahmet Altan ve Taraf bu heykeltıraşa dair ortalığı inletmeliydi. “Yüzbinlerce Ermeni’yi katleden Talat Paşa’yı alkışlayan bir faşiste “insanlık anıtı” adlı bir heykel siparişi verilemez” demeliydi! “Bu heykeli bu zihniyete sipariş etmek hem insanlıkla hem de katledilen yüz binlerce Ermeni ile alay etmektir” demeliydi! Eğer bu kişinin bahsettiğim faşist eylemlerinden Altan’ın haberi olsaydı eminim bunu yapardı... O malum heykel yazılarının şekli de bambaşka olurdu...
Neyse, bu konuyu geçelim... Yarın Türkiye tarihinin en önemli seçimine gidiyoruz. Ben tavrımı açık koyuyorum. Bu seçimde AK Parti dışında atılacak her oyun askerî vesayetin değirmenine su taşıyacağını düşünüyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.