Hrant Dink’ten Türk milliyetçilerinin öğreneceği çok şey var... Türk kimliğine ve kültürüne, Türk geçmişine sonuna kadar bağlı olan, Türklük ile ilgili bir şey konuşulduğu zaman heyecanlanan, yeryüzünde yaşayan tüm Türklerin derdiyle hemhal olan, Türk dilinin çeşitli lehçelerinden birini bile işittiğinde kalbi küt küt atan Türkçülerin, Türk milliyetçi ya da ulusalcılarının Hrant’tan öğreneceği çok şey var...
Üç yıl evvel alçakça, kalleşçe katledilen Hrant Dink bir Ermeniydi... Hepimiz kendi arzumuz dışında bir etnik ve dilsel kimlik içinde doğuyoruz. Hrant’ın da anadili Ermenice idi. Hıristiyan ve Ermeni bir ailenin oğluydu... Öte yandan Hrant Dink “Ne yapalım Ermeni olarak doğduk. Kendim seçmedim. Öyle olduk işte” tipi bir düşünceyle kendi kimliğini iplemeyen bir Ermeni değildi...
Ermeni kimliğiyle, diliyle, kültürüyle yani her yönüyle Ermeni toplumuyla manevi bağları vardı... Dünyanın neresinde bir Ermeni topluluğu varsa, o toplulukla bağlantıdaydı Hrant... Sadece Türkiye Ermeni cemaati değil, yeryüzündeki tüm Ermenilerin meseleleri ve dertleri Hrant Dink’in ilgi alanındaydı. Dünyanın her yerindeki Ermeni soydaşlarının meselelerinin çözülebilmesi için elinden geleni yapmaya çalışırdı. Tüm dünyadaki Ermeni toplumunun birbiriyle kompakt bağları olmasını isterdi...
Bu toprakların evladıydı. Bu toprakları yani Türkiye’yi çok seviyordu. Tam anlamıyla bir Türkiye insanıydı... Ama aynı şekilde kendi anadilinin resmî dil olarak konuşulduğu Ermenistan ile de manevi bağı kuvvetli bir insandı... Ermenistan’ı çok seviyordu. Ermenistan’ın da prangalarını kırarak özgürlüğe ve zenginliğe kavuşmasını istiyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.