1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:17
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Rasim Ozan Kütahyalı ÖZGÜRLÜĞÜN ÇARPINTISI 19.11.2008
Rasim Ozan Kütahyalı
Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık Rasim Ozan Kütahyalı - Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık
Rasim Ozan Kütahyalı köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Türkiye’de yaygın bir söylem vardır. Bu söyleme göre, milletimiz barış ve kardeşlik duyguları içinde yüzyıllardır yaşayan bir toplumdur. Fakat ülkemizi bölmek isteyen dış mihraklar aramıza sürekli nifak sokmaktadır...

Başka bir ülkeye nifak sokmak isteyen mihraklar hep var olacaktır. Düzgün bir devlet, nifak sokulabilecek toplumsal zemini kurutabilen bir devlettir. Ortada zemin yoksa hiç kimse hiçbir şeyi de kışkırtamaz...

Bu toplum kışkırtılmaya hazır birçok zeminiyle birlikte bir saatli bomba gibi yaşıyor şu an. Bu toplumun kendi devleti bizzat taraf tutan ve toplumsal kesimleri birbirine kışkırtan bir devlet... Toplum olarak ise her şeyden evvel hepimiz kendimizi kandırıyoruz... Alevilik meselesi özelinde, yüzyıllardır kardeş gibi yaşadığımız falan yok! Hangi siyasi görüşten olursak olalım önce bu realiteyi kabul etmek durumundayız...

Nusayriler ve Caferiler


Sadece Kızılbaşlık (Anadolu Aleviliği) bağlamında değil, Nusayrilik (Arap Aleviliği) ve Caferilik gibi gayri-Sünni diğer dinsel gruplara karşı da bu ülkenin bir önyargısı olduğunu önce dürüstçe kabul edelim... Geçen yazı belirttim, Türkiye’nin güney bölgelerinde Nusayri yurttaşlarla Sünni çoğunluk arasında sevgi dolu bir kardeşlik ortamının olduğunu söylemek mümkün değil. Nusayriler çok küçük bir nüfus teşkil ettiği için siyasi sistem bakımından ihmal edilebilir durumdalar. O sebeple yaşadıkları ayrımcılıklar gündeme gelmiyor. Fellah sözcüğü o bölgelerde aşağılama ve dışlama içeren bir ifade. Adana ve benzeri güney şehirlerinde Nusayri gettolarının varlığını herkes bilir. Bu süreçte Nusayrilerde de içe kapanarak kendini koruma dürtüsü oluşmuştur. Sünniler de o mahallelere girerken amiyane tabirle biraz tırsarlar.

Toplum içinde olduğu kadar laik olduğunu iddia eden Türk devletinde de Sünni-egemen bir mantık hükümran durumda. Bu mantık, devletin bilinçaltına işlemiş... Mesela tam kadrolu bir devlet gazetecisi olan Cüneyt Arcayürek geçenlerde televizyonda Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ten bahsederken “Osman Paksüt’ün babasını da tanırdım. Caferidir bunlar ama iyi ailedirler” deyiverdi... Arcayürek’in bu sözleri genel devlet bilinçaltını yansıtan temsil kabiliyeti yüksek bir örnek. Zaten bizim Sünni toplumda da “Alevidir ama iyi insandır” gibi akla ziyan sözler epey yaygındır. Devlet katında da “Caferi ama iyi çocuk” Paksüt gibilere üst makamlar hep açık olmuştur. Paksüt eğer devlet zihniyetine mesafeli özgürlükçü bir adam olsaydı, o zaman “Caferi” olduğu kendine ve topluma sık sık hatırlatılırdı. Benzer durum “Kürt ama iyi çocuk” Abdurrahman Yalçınkayalar, “Dindar ama iyi çocuk” Cemil Çiçekler için de geçerli... “İyi çocuk” olursanız devletimizin kapıları size açık...

Cemevlerinin resmen ibadethane olmasını, Madımak’ın müze olmasını, din işlerinin cemaatlere bırakılmasını isteyen Alevilerse devletin gözünde “yaramaz çocuk”lar... Öyle talepler geldi mi Sünni-dindarlar içindeki “iyi çocuklar”ına doğru dönüyor devlet. Onların başını okşuyor ve AKP içindeki “iyi çocuk”lar birden bu zındık talepler karşısında devletin yanına geçiyor...

Kızılbaşlık ve Yahudilik


Öte yandan toplumsal bağlamda Alevilik meselesinin bir mezhep ve inanç farklılığı olmaktan ziyade etnik bağlamda ele alınması gereken bir mahiyet arzettiğini düşünüyorum... Kızılbaşlık dışarıdan dahil olunabilen bir inanç kimliği ya da tarikat değil. Herhangi biri isterse Bektaşi tarikatına intisap edebilir, diğer tarikatlar ya da inançlara da. Fakat arzu edip de Kızılbaşlığa/Aleviliğe intisap edemez. Kızılbaşlık soydan gelen bir olgudur, verili bir kimlik aidiyetidir... Bu manada Kızılbaşlık kimliği Yahudi kimliğiyle çok benzer bir konuma sahip. Bugün tıpkı Yahudilik meselesi gibi Alevilik meselesi de direkt inanç bağlamında alınamaz. Antisemitik histerilerden ateist Yahudiler de payını nasıl alıyorsa, ülkemizdeki Alevifobi histerisinden de hiçbir inancı olmamasına rağmen birçok Kızılbaş payını almaktadır. O sebeple bugün Alevi uyanışının aktörleri içinde ateist ve agnostik çok sayıda da isim ve dernek var. Bunların olması da yadırganamaz. Bu insanlara ve derneklere “Siz Alevi değilsiniz” denilemez...

Öte yandan işin inanç kısmına bakarsak Türkiye Sünnileri de ehl-i beyt soyuna, özellikle Hz. Ali’ye derin bir sevgi ile bağlıdırlar. Günlük hayatında Kızılbaş kelimesini aşağılayıcı bir dille anan birçok Sünni, ehl-i beyt hikâyelerini dinlerken samimiyetle hıçkırıklar içinde ağlar. Hacı Bektaş da aynı şekilde Türkiye Sünnilerinin büyük çoğunluğu nazarında evliya mertebesinde bir dinî figürdür. Muaviye ve soyunu hayırla yâdeden Türkiye Sünnisi bu toplumda yok denecek kadar azdır... Dolayısıyla Alevilik/Kızılbaşlık meselesini inanç ayrılığı bağlamından çok verili bir aidiyet bağlamında, bir etnik (ya da etno-dinsel) mesele olarak konuşmak gerçekçi olan yaklaşımdır diye düşünüyorum...

 

Diğer Rasim Ozan Kütahyalı Makaleleri:
  1. Ergenekon ve Hanefi Avcı - 01.09.2010
  2. Erdoğan: Yoksulların desteklediği parti biziz - 26.08.2010
  3. Allah müstahakını versin Sırrı... - 21.08.2010
  4. İlkeler,çıkarlar ve insanlar - 18.08.2010
  5. Hangi sanatçılar EVET diyecek - 11.08.2010
  6. İlker Başbuğ tutuklanacak mı - 07.08.2010
  7. Genelkurmay lağvedilmeli - 04.08.2010
  8. Üçüncü yolcular Ergenekon’un ortaklarıdır - 31.07.2010
  9. Ergenekon’un kanlı iç savaş operasyonları - 28.07.2010
  10. Önder Sav’ı bitirme planı: Seyfi Oktay operasyonu - 24.07.2010
  11. ‘Evet, Reha Muhtar’ı deviren Ergenekon’dur’ - 21.07.2010
  12. Ergenekon ve sistematik zulüm - 17.07.2010
  13. Türk bölücübaşı Ertuğrul Özkök - 10.07.2010
  14. Arap coğrafyası, hüzün ve insanlık - 08.07.2010
  15. Taciz, kalleşlik ve Ergenekon - 03.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bir etnik mesele olarak Kızılbaşlık - Rasim Ozan Kütahyalı
03.09.2010 05:17:28