İki gün önce 27 nisandı... Bir darbe girişiminin yıldönümüydü. Dört yıl evvelki bu alçak girişim demokrasi güçleri tarafından geri püskürtülmüştü. 27 Nisan darbe girişimine doğru giderken ve ardından gelen süreçte birçok medya mensubu darbeyi teşvik ve tahrik etti, ya da var olan bu alçak girişimi destekledi. Bugün herkes bu başarısız girişime ve Yaşar Büyükanıt’a sallamayı iyi biliyor ama o dönem yazdıkları yazılar, attıkları manşetler ortadaydı... 27 Nisan dışındaki “başarılı” olmuş darbe operasyonlarında durum çok daha fenaydı. Tam da bu cunta&medya ilişkilerine dair zehir zemberek bir açıklamaya şahit olduk geçen hafta...
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, partisi adına kurumsal bir açıklamayla Ertuğrul Özkök örneğinden yola çıkarak bu konuda çok ağır bir açıklama yaptı. Özkök de Çelik’e “Artık haddimi bileceğim, sizden korkuyorum, aileme zarar verebilirsiniz” mealinde bir cevap verdi... Aslında burada mesele Özkök değil. Salih Tuna’nın doğru tesbitiyle Özkök “eski rejim”in, “eski Türkiye”nin numune teşkil eden örneği aslında. Özkök’ü ele aldığınızda sembolik olarak tüm o askerî vesayet rejimini ele alıyorsunuz aslında... Özkök’le bağlantılı herkes de aslında Özkök demek, tıpkı derin devletle bir şekilde bağlantılı olan herkesin aslında derin devleti ifade ettiği gibi...
İşte AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’le bu “eski Türkiye”yi, illegal yapıların emriyle hareket edenlere hukukun dokunup dokunamayacağını ve daha birçok şeyi konuştuk...
» Hüseyin Bey, Ertuğrul Özkök’ün “Ara rejim çuvallıyor” yazısından hareketle zehir zemberek açıklamalar yaptınız... Mesela diyorsunuz ki ”Yıllarca derin devletin payandası ve ara rejimlerin şakşakçılığını yapan, Türkiye’de ne yazık ki, bir merkez medyası vardı. Kendisine merkez medya diyen bazı medya kuruluşları, hükümetleri deviriyorlardı, bakan tayin ediyorlardı, cumhurbaşkanının kim olması gerektiğine karar veriyorlardı, ne olması gerektiğine ve ne olmaması gerektiğine bu insanlar karar veriyorlardı. Ve kendilerini bu konumda görüyorlardı.’... Şimdi bu konumda değiller mi? Bu medya gruplarının “derin devletin payandalığı”nı yaptığını söylüyorsunuz, bu evrensel hukuka göre suçtur. Bu konuda adalet mekanizması devreye girmeyecek mi?
Valla önce genel fotoğrafa bir bakmak lazım, bugüne kadarki Türkiye ne yazık ki demokratik bir cumhuriyetten çok bürokratik bir cumhuriyet görünümü arz ediyordu. Bu konudaki eksiklik ve arızalar hâlâ tam anlamıyla giderilebilmiş değil. Bürokratik cumhuriyetlerde halkın iradesi varmış gibi görünür.
Yazının devamını okumak için tıklayın.