Türkiye tarihinin temel siyasal meselesini kısaca şöyle özetlemek mümkündür...
Türk devletinin bir ordusu yoktur... Türk ordusunun bir devleti vardır... Türkiye’de devlet, orduya aittir... Ordu, devletin bir kurumu değildir... Zamanında
Washington Post gazetesinde yazıldığı gibi
“Dünyada her devletin bir ordusu vardır. Türkiye’de ise ordunun bir devleti vardır”...
86 yıllık cumhuriyet tarihinin siyasal açıdan en ama en yalın özeti bu... Fakat şu an durum tam olarak böyle de değil... Türk ordusunun devleti değil şu an Türkiye Devleti... Ama, Türk ordusu da hâlâ tam olarak Türkiye devletinin ordusu değil... Ortada tam bir geçiş dönemi karmaşası var... Şükür ki özellikle son iki yıldır durumlar değişmeye başladı. Dolayısıyla bu karmaşa yararlı bir karmaşa. Ama dikkatli ve uyanık da olmak lazım tabii... Doğru düzgün bir devlet olma iradesi gösteriyor Türkiye... Toplum artık “Yeter!!” diyor... TSK’nın sistematik hale gelmiş skandallarına, bir kısım yurttaşımızı adamdan saymamasına gözünü kapamak istemiyor artık Türkiye halkının çoğunluğu... 27 Mayıs’ta alçak bir darbe ile indirilen Başbakan Menderes asılırken tek bir gösteri yapmayan, evinde oturup radyo başında sessizce gözyaşı döken bu halkın çocukları 27 Nisan’da muhtıra verilir verilmez sokağa dökülüyor artık... Genç Siviller gibi, Ortak Akıl Girişimi gibi oluşumlar çıkıyor, 81 vilayetten insanlarımızın akın ettiği isyan platformları oluyor... “İndir o elini!!” diyor milyonlarca insan, haddini bilmez bir devlet memuruna...
Maalesef, hâlâ “devlet memuru” olmayı hakaret kabul ediyor İlker Başbuğ... Hâlâ “Türk devletinin ordusu”nun bir subayı, bir generali olarak görev yapmayı hazmedemiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.