Şu an Türkiye’de postmodern bir iç savaş yaşanıyor... Türkiye bir demilitarizasyon süreci yaşıyor. Ali Bayramoğlu’nun sık sık belirttiği gibi bu süreci böyle yaşayan ikinci bir ülke yakın dönem siyasi tarihte yok.
Yunanistan, İspanya ve Portekiz askerî vesayet rejiminin Avrupa coğrafyasındaki son kaleleriydi. Hepsi “bir anda kopuş” şeklinde demilitarize oldular... Bu üç ülkenin Genelkurmay karargâhları sonuna kadar direndi, ipler gerildi ve zamanı geldi gerilen ip bir anda koptu. Bu üç ülkenin ordusu da madara oldu, subaylık, “utanılan bir meslek” haline geldi, sonra da devrimsel bir hızla bu ülkeler sivil ve özgürlükçü bir anayasal rejime geçti. Portekiz’de bir dönem -mesleki itibarsızlık nedeniyle- subaylığa başvurular o kadar azaldı ki, sivil hükümet, “subaylığa özendirici” önlemler almak zorunda kaldı. İspanya’da askerler sosyal ortamlarda mesleklerini saklamak zorunda kaldıkları için şikâyetçi oldular. Bir dönem bu haberler İspanyol medyasına yansımıştı.
Türkiye yumuşak bir geçişle bu demilitarizasyon sürecini yaşıyor. Soruşturmalarla, davalarla bu süreç ilerliyor. Bir yandan, darbe girişiminde bulunanlar yargılanıyor fakat bu darbecilerle ortak iş tutan kimileri de Genelkurmay içinde en yüksek yerlerde bulunuyor. Adını saydığım bu üç ülkede önce askerî vesayet tasfiye edildi, sonrasında yargılamalar yapıldı. Bizde ise bir yandan darbeciler yargılanmaya çalışılıyor, en üst düzeyden tutuklamalar oluyor, bir yandan da hâlâ Başbakan’ın eşi orduevine bile giremiyor, ağırlaştırılmış müebbetten yargılanan Saldıray Berk’in “Jandarma Genel Komutanı” olması için Genelkurmay bastırıyor. Özetle bir yandan Ergenekon terör yapılanması tasfiye edilmek isteniyor, ama aynı Ergenekon terörü devlet içindeki konumunu muhafaza etmeye çalışıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.