Türkiye’nin genç demokratları için çok çok önemli iki isimdir Bayramoğlu ve Mahçupyan... Fransız entelektüel dünyasında Deleuze&Guattari ikilisi nasıl hep birlikte anılıyorsa Türk entelektüel hayatında da Mahçupyan&Bayramoğlu ikilisi hep birlikte anılmıştır bugüne kadar, bundan sonra da öyle anılacaktır...
Demokratlık diye tanımlayıp teorik bir boyutta ifadelendirdikleri paradigmaları ortaktır... Bu paradigmayı onlar gibi aynı tutarlılıkta savunan üçüncü kişi de yoktur. Erol Katırcıoğlu, Ferhat Kentel ve Kürşat Bumin de zaman zaman bu iki isimle birlikte anılmıştır, beraber işlere imza atmışlardır. Birbirilerini (özellikle Kentel ve Katırcıoğlu ile) entelektüel açıdan etkilemişler ve zenginleştirmişlerdir. Ama son tahlilde paradigma düzeyinde her zaman birbirini tamamlayan ve ortak bir teorik zemini beraber oluşturan anadamar entelektüel ikili Mahçupyan&Bayramoğlu olmuştur...
Demokratlık adını verdikleri zihniyet yapısının teorik ve felsefi boyutuna dair genelde Mahçupyan yazmıştır... Aynı paradigmanın sosyolojik ve politolojik boyutunu ise genelde Bayramoğlu ifadelendirmiştir... Mahçupyan zaman zaman usta sosyolojik tesbitler yapar ama genelde tam isabet felsefi tahlilleriyle ön plana çıkar.... Bayramoğlu da zaman zaman usta felsefi tahliller yapar ama genelde tam isabet sosyolojik tesbitleriyle ön plana çıkar... Ve dediğim gibi ikisini üst üste okuduğunuzda kafanızda berrak bir entelektüel yaklaşım ve sapasağlam bir ahlaki ve vicdani temel oluşur... Entelektüel kimlikleri bir yana ikisi de özünde ahlak ve vicdan adamıdır. Son 15 yıl boyunca Türkiye’nin tüm vicdan sınavlarından geçmiş iki nadide isimdir (çok az sayıda insan yanlarına eklenebilir).
Yazının devamını okumak için tıklayın.