Balyoz Darbe Planı’na dair her şey açık; ses kayıtlarındaki konuşmalar, krokiler, powerpoint sunumlar... Zaten bunlar “tahmin edilmeyecek şeyler” de değil... Akıl ve vicdan sahibi herkes 2002 seçimlerinden itibaren ordu içinde birilerinin alenen darbe yapmak istediğini biliyordu... Bu durum Balbay’ın günlüklerinde de çok açık... Ankara kulislerinde haber kovalayıp bu darbe niyetlerini bilmeyen yok zaten... İster ulusalcı ister muhafazakâr, ister Kemalist ister liberal her Ankara gazetecisi zaten darbe meraklılarını biliyordu... Saklamak ihtiyacı duyulmadan konuşuluyordu bunlar...
Ben şahsen “Evet, askerî darbenin ülkeye yararlı olacağını düşünüyordum” diyen birini “Aa öyle miymiş? Askerî darbe isteyen mi varmış?” diyenlere göre çok daha dürüst ve mert bulurum... Bu ilk ifadeyi söyleyen biri hukuktan çekiniyorsa da, bence çekinmemeli... Darbe yapmak isteyenleri alenen teşvik ve tahrik etmedikçe, anti-demokratik bir yönetim biçimini savunmak da bir liberal demokraside serbest olmalıdır... Nefret suçu işlemedikçe komünizmi, faşizmi ve köktendinciliği savunmanın da serbest olması gerektiği gibi... Fakat bu gerçekleri bile bile yalan söylemek, hedef saptırmak, eyyam yapmak çok daha aşağılık bir tavırdır...
Taraf ’ın Balyoz haberleri sonrası Türk medyasında bir şey daha çok netleşti...
Bu haberler bağlamında Taraf ’a en çok kızanlar ulusalcılar/milliyetçiler ya da Kemalistler değil... Bu üç kimliği de ısrarla reddeden, yıllardır kendilerine özgürlükçü-demokrat süsü veren eyyamcı takımı... Bir medya fenomeni olarak Taraf bunları çıplak bıraktı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.