Tekel işçileri meselesinde Türk medyasında büyük bir ikiyüzlülük var... Bugün büyük sermayenin medyasında sapına kadar sömürü var... Alt kademe çalışanlar çok az paraya çalışıyor... Yöneticilerin ve kellifelli köşe sahiplerinin keyfi yerinde... Ama muhabir, editör, sayfa düzenleyici, redaktör, foto-muhabiri gibi gazeteciliğin esas mutfağını oluşturan emekçiler zar zor geçinebiliyor...
“Merkez medya” diye kendini adlandırmayı pek seven büyük sermayenin medyasında çalışan matbaa işçilerinin durumu çok daha vahim... Matbaa işçilerine Tekel işçilerinin 4-C kapsamında reddettiği para bile verilmiyor... Bu işçilerin çoğunluğunun fiilen örgütlenme özgürlüğü de yok... Temel haklarından biri olan sendikal örgütlenme haklarını kullanamıyorlar... Kullanmaya kalksalar tepelerine biniyorlar çünkü bu işçilerin...
Devletin Tekel İşçileri ile ihtilafı gibi bir durum sözkonusu olduğu an bu işçilerin sözleşmeleri feshediliyor... Yani alenen kovuluyorlar... Diğer saydığım basın emekçilerinin durumu da bundan farklı değil... Medya emekçileri camiasının çoğunluğu üretimden gelen güçlerini kullanabilecek bir örgütlenmeden yoksun... Bu rezil durum sadece medya sektörüne has değil... Türk özel sektörünün çoğu bu durumda... Birçok, adları bilinen büyük sermaye grupları çalışanlarına insanlık-dışı ücretler veriyor... Çoğu özel sektör emekçisi amiyane tabirle eşek gibi çalıştırılıyor... Türkiye emekçilerinin çoğunun ne gecesi ne gündüzü ne de hafta sonu var... Çalışma saatlerinin ne olduğu belli değil... Ama ne aldıkları belli... Ancak hayatta kalmaya yetecek bir ücret alıyor çoğunluğu...
Öte yandan Türkiye’de ciddi sayıda işsiz yurttaşımız da var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.