“AK Parti hükümetinin en büyük başarısı ne” diye sorsalar vereceğim cevap belli: Ben bu hükümeti yaptığı birçok şeyden ama en çok da ifade özgürlüğü ve demokratikleşme yolunda sağladığı katkılardan dolayı destekliyorum. Kürt meselesinde, askerî vesayetin belinin kırılmasında, bürokratik vesayetin azaltılmasında attığı adımlar nedeniyle cesur buluyorum. Ancak bunları yapan hükümet bazen öyle çıkışlarda bulunuyor ki... İnsanın kafası karışıyor! Madem özgürlükçüsün, o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu arkadaş, demeden geçemiyorsun...
Şimdi böyle bir şaşkınlığı hükümetin zorunlu din derslerine olan yaklaşımında yaşıyorum. Bu derslerin isteğe bağlı hale gelmesi yönünde Alevilerin talepleri olduğunu biliyorsunuz. Hatta bu talepleri anlatmak için bir oturma eylemi gerçekleştirdi Alevi dernekleri.
Ruhban okulunu açma niyetinde olduğunu söyleyen, Kürtçe yer isimlerini iade eden, başörtüsü meselesinde sonuna kadar inanç özgürlüğünü savunan bir hükümetten böyle bir talep karşısında nasıl bir yanıt beklersiniz? “İsteğiniz yerinde. Din dersinin üzerindeki zorunluluk kaldırılsın” yanıtını değil mi?
Hâlbuki gelen tepki bunun tam tersi yönünde. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik Alevilerin taleplerine karşı çıkarak “Ne derdiniz var din dersiyle” diye sormaktan çekinmedi. Alevileri din düşmanı gibi gösteren bir edayla söyledi üstelik bunu...
O nedenle sevgili okurlar, izninizle burada bizzat da tanıdığım Faruk Çelik’e seslenmek istiyorum:
Bak Faruk Çelik... Birçok çalıştay yaptınız, konuyu bilmeyeceğinizi düşünemiyorum, burada mesele Alevilerin din ile bir sorunları olması değil, kendi inançları dışında bir inancın onların çocuklarına okullarda zorunlu olarak verilmesi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.