Türkiye’de “liberal cephe” diye adlandırılan bir aydınlar grubundan uzun süredir bahsediliyor.
Bugünün Türkiye’sinde “liberal aydın” tanımının anlamı “laik kesimden gelip statükoya karşı çıkmak”la özdeş hale geldi. Birçok yazar kendine liberal demese de hatta liberalizme muhalif olduğunu ısrarla söylese de “liberal aydın” olarak anılıyor. Bundan hem kendileri hem de kendini doktrinal anlamda liberal olarak tanımlayan kimi yazarlar rahatsız olabiliyor.
Ben bu durumdan rahatsız değilim. Günümüz Türkiye’sinde Atilla Yayla, Etyen Mahçupyan, Ahmet Altan, Ali Bayramoğlu, Ömer Laçiner, Mehmet Barlas, Halil Berktay, Ahmet Kekeç, Oral Çalışlar, Eser Karakaş, Murat Belge, Mustafa Erdoğan, Ayhan Aktar, Hasan Cemal, Mithat Sancar, Berat Özipek, Cengiz Çandar ve daha ismini sayabileceğimiz birçok yazar “liberal aydın” olarak anılıyor... Bu isimlerin aralarında ciddi ideolojik farklılıklar var ama ortak noktaları laik yaşam tarzına sahip olmaları ve bir de hepsinin de vicdanlı ve ahlaklı adamlar olmaları.
Dolayısıyla “liberal cephe” tanımının genişletilmiş bu anlamından ben çok memnunum. Bu cephede anılan hiçbir yazar da rahatsız olmamalı bence. Ve ben de gurur duyarak kendimi bu “liberal cephe”de görüyorum. Ayrıca doktrinal seviyede de kendimi David Hume’den Isaiah Berlin’e uzanan bir çizgiyi benimseyen bir liberal-demokrat olarak tanımlıyorum. O ayrı bir mesele tabii... Türkiye’de hâlâ bu entelektüel nüansları anlatmak güç, şimdilik pek gerek de yok. İleride daha çok yazılacak ve tartışılacak bunlar...
Star ’dan İbrahim Kiras da 18 martta bu “liberal cephe”ye dair bir yazı kaleme aldı. Bence kıymetli bir tartışma başlattı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.