Geçen yazıda Etyen Mahçupyan ve Ali Bayramoğlu’nun Ergenekon sürecindeki son yaşananlara ilişkin yaklaşım farkından bahsettim. Bu farkın en billur halde gözüktüğü iki yazı Mahçupyan’ın 10 nisan tarihli “Demokratlar planın parçası mı” yazısıyla, Bayramoğlu’nun 15 nisan tarihli “Ergenekon, Avcı ve Devrimci Karargâh” başlıklı yazısıydı...
İnşa ettikleri ortak entelektüel zemin ve demokratlık paradigması anlamında ayrılamaz iki yazar olduklarını geçen yazımda izah ettiğim Mahçupyan&Bayramoğlu ikilisi, muhtemelen birbirlerinin yazdıklarından da alındılar ve rahatsız oldular. Oysa bana göre aynı olayın farklı yüzüne bakıyorlar ve yine –bu sefer farkında olmadan- birbirlerini tamamlıyorlardı...
Mahçupyan, o yazıda daha ziyade Şık ve Şener ile ilgili verilen solcu aydın tepkilerinin tutarsızlığına ve ilkesizliğine değiniyordu... Yalın olarak bakıldığında çok haklı olarak “Kitap toplatmak rezalettir” deniyordu, fakat Ahmet Şık gibi Zekeriya Beyaz’ın yayımlanmamış kitap taslakları, notları, nüshaları toplandığı zaman hiç kimse böyle ses çıkarmamış ve yürümemişti. Aşırı-sağcı ilahiyatçı Beyaz’ın “Hıristiyan misyonerleri yerden yere vuran” yayımlanmamış kitabına el konduğunda “sözde demokratlar” niye ses çıkarmıyordu? İlkesel olarak bakıldığında Ahmet Şık’ın “Cemaat mensuplarını yerden yere vuran” kitabının toplatılmasıyla bu aynı şeydi, rezaletse aynı rezaletti. Oysa bu “solcu” mantığa göre Zekeriya Beyaz faşist olduğu için suça bulaşma ihtimali olduğu zımnen kabul ediliyordu ama Şık “pirüpak ve tertemiz bir devrimci” idi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.