Geçtiğimiz seçimlerin sonuçlarının analizi ve AKP’nin niçin başarılı olduğunun tahlili noktasında hakikaten akla ziyan şeyler okuyoruz... AKP’nin daha da başarılı olabileceğini, yüzde 60’ları bulabileceğini ama Başbakan’ın dil ve üslubu sebebiyle oyunun yüzde 50’de tıkandığını dahi “entelektüel analiz” makyajıyla sunabiliyor bugün kimi Türk “aydın”ları... Bazen öyle durumlar oluyor ki Kemalist, İslamcı, liberal ya da sosyalist tüm “aydın”lar ortak bir sefalet noktasında birleşiyor... Türkiye’nin “aydın”ı olmak biraz da böyle bir şey...
Bazı ülkelerin bazı alanları çok gelişir, serpilirken başka bazı alanlar hep güdük kalıyor... Mesela İngiltere... İngilizler çok gelişmiş bir edebiyat ve sanat kültürüne, aynı şekilde incelmiş ve süzülmüş bir diplomasi ve siyaset kültürüne sahip fakat mutfak kültürleri yok denecek kadar güdük, sığ ve dandik. Aynı şekilde ülkede basketbol kültürü de yok, İngiliz basketbolu da çok geri bir seviyede... Meşhur espridir: Dünyanın en ince kitabı nedir? İngiliz Mutfak Kültürü kitabı... derler; aynı şekilde “İngiltere’de en rahat iş nedir?” “Aşçı olmak çünkü yapacağın tek şey fish&chips yapmak” diye de geyik vardır...
Maalesef aynı şey “Türk entelektüeli” olmak için de geçerli, 25 yıl aynı şeyi de pişirsen yine “entelektüel”sin, kafa konforunun bozulmasına gerek yok, akademik/entelektüel literatürü takip ve temellük etmeye, yeni bilgiler ve teorilerle beyinsel gergef yaşamana, entelektüel iştah sahibi olmana gerek yok, zaten “Türk aydını”nı zorlayacak bir entelektüel rekabet ortamı da yok Türkiye’de. Birçok daha ileri noktada olabilecek üstat entelektüelimiz de bu rekabetsizlik gereği durdukları yerde kaldılar maalesef.
Yazının devamını okumak için tıklayın.