TÜSİAD’ın başına Ümit Boyner’in gelmesi beni çok sevindirdi. Ümit Hanım’ın ne kadar özgürlükçü ve demokrat bir zihniyet yapısına sahip olduğunu iyi biliyorum. İlk konuşmasında da özgürlükçü-demokrat perspektifinin ipuçlarını verdi zaten kendisi.
TÜSİAD’ın 40 yıllık tarihi, özgürlük ve demokrasi kriterlerinden yani siyasal liberalizm perspektifinden bakınca pek parlak değil. Dahası ekonomik liberalizm perspektifinden bakınca da pek parlak değil. Bizde işadamlarının, burjuvazinin her zaman piyasa ekonomisini destekledikleri sanılır. Bu içi boş algıya göre liberalizm burjuvazinin ideolojisidir. Liberalizm burjuvazinin çıkarlarına hizmet eder. Burjuvazi de liberalleri ve liberalizmi destekler.
Batı tarihine bakıldığında da,Türkiye tarihine bakıldığında da durumun böyle olmadığı net bir biçimde anlaşılır. Tam aksine bir kapitalist için rekabetçi piyasa nahoş bir şeydir. Hiçbir destek almadan rekabet şartlarına üretim yapmak, para kazanmaya çalışmak sıkıntılı bir süreçtir. Devletin ekonomide aktif olduğu, devlet ihaleleri yoluyla kolay zenginleşme kapısının açık olduğu kronik kapitalist rejimler çoğu zaman burjuvazinin ilk tercihi olmuştur. Kapitalistlerin tarihi serbest piyasayı boğma arzusunun tarihidir dense yanlış olmaz. Piyasayı olabildiğince tekelleştirmek, rekabeti olabildiğince boğmak burjuvazinin çıkarlarına her zaman daha uygun olmuştur. İktisadi olarak bu rejimi arzu eden burjuvazinin siyasal tercihi de elbette daha otoriter bir düzenden yana olur. Nitekim hem Türkiye’de hem dünyada bunun çok örneğini gördük.
Liberalizmin ve liberallerin trajedisi biraz da buradadır. Özgür bir toplumun gereği, devletin olabildiğince minimal seviyede olacağı bir ekonomik düzen arzu ediyorsunuz. Dolayısıyla rekabetçi piyasanın alanını genişletmek istiyorsunuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.