Geçtiğimiz 9 gün boyunca Fas’taydım, yazı yazmadım. Oradayken ülkemde neler olup bittiğiyle de hiç ilgilenmedim, hiç gazete okumadım. Mağrib-i Aksa toprakları beni öyle etkiledi ki sadece ve sadece bu güzel Arap/Berberi ülkesinin akışına bıraktım kendimi... Mağrib coğrafyasının ürettiği kadim kültür ve medeniyet birikimi, hayatın tam göbeğine yerleşmiş, birbirine kenetlenmiş sanat ve maneviyat tasavvuru kalp gözü açık olan her insanı da etkiler diye düşünüyorum. Tüm okurlarıma Fas’a seyahat etmelerini tavsiye ederim. Fez, Marakeş, Tanca, Kazablanka şehirlerini ve Fas’ın güneyinde, Yukarı Atlaslar dağının etrafındaki vadilerle çevrelenmiş çöl coğrafyasını başka bir yazıda anlatmayı düşünüyorum çünkü ben buralarda yokken olmuş bir olayı es geçebilmem mümkün değil...
Tahmin ettiğiniz gibi, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların en tanınmışı olan Zekeriya Öz’ün görevden alınması olayını kastediyorum... Bundan kısa bir süre önce de Ergenekon soruşturmasının emniyet ayağı deyince ilk akla gelen isim olan Ali Fuat Yılmazer görevinden alınmıştı.
Hem Zekeriya Öz, hem de Ali Fuat Yılmazer hem de bu süreçte ismi çok anılmayan diğer kahramanlar 2007’den itibaren büyük, çok büyük, çok çok çok büyük bir işe giriştiler... Öz ve Yılmazer konumları dolayısıyla da “işin başı” olarak görülen ve en çok saldırılan iki isimdi... Şu an ikisi de görevden el çektirildiler, pasifize edildiler...
Kitabın ortasından konuşarak söylersek bu soruşturmada “Ergenekon terör örgütü” yargılanmıyor... Bu soruşturmada doğrudan “Türk devlet sistemi” yargılanmaya çalışılıyor. Ya da bir diğer deyimle ETÖ'nün bizzat kendisi TDS... Bu savcılar, hakimler ve emniyetçiler o yüzden işin içinden çıkamaz hale geldiler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.