Kızları ‘alınıp verilecek’ varlıklar olarak görmem, böyle sözler sarf etmem, edene içerlerim ya da söyleyeni küçümserim ama doktorların mecbur bırakılmak istendikleri konumu ‘halk ağzıyla’ özetleyen daha iyi bir deyiş bulamadım.
Doktorlar, Sağlık Bakanlığı’nın muayenehanelerle ilgili yönetmelikte yaptığı değişiklikleri protesto etmek için, evvelki gün İstanbul’da, Taksim’de yürüdüler.
Bana kalırsa doktorlarla birlikte, hatta onlardan önce, ‘hastalar’ da katılmalıydı bu protesto yürüyüşüne.
Çünkü sözkonusu yönetmelik, öngörülen değişikliklerle yürürlüğe girerse doktorlar kadar, belki daha da fazla, hastalar zarar görecek.
Çok yakın zamanda annemi acil rahatsızlıkları nedeniyle özel hastanelere götürdüğüm için biliyorum. SGK hiçbir indirim sağlamıyordu. Ve vizite, tahlil, tetkik ücretleri çok yüksekti. Hâlbuki eskiden, ait olduğunuz sosyal güvenlik kurumu tedavinin bir bölümünü karşılardı.
Bazı tahlilleri şimdi şehrin epeyce dışına taşınmış bir üniversite hastanesinde yaptırmak durumunda kaldık. Yaşlı ve hasta annemi oraya başka türlü götürmek imkânı olmadığı için taksiyle gittik; taksiye ödediğimiz meblağ bir yana, annemin bünyesi öyle sarsıldı ki aynı hastaneye bir ikinci defa gitmemizin mümkün olmayacağı anlaşıldı.
Üstelik asıl mesele, yapılan kan tahlillerinden birinin sonucunu “on iki gün sonra” alacağımız söylenmesine rağmen, bugün itibariyle üzerinden yirmi bir gün geçtiği halde alamayışımız. Efendim, bazen ‘kit’ bulunamıyor ve tahliller gecikiyormuş.
Sağlık hizmetlerinin halkın ayağına götürüldüğü söyleniyor ancak ayağa sadece bina gitmiş gibi geldi bana.
Acil servisi açılmamış, yürüyemeyen veya yaşlı hastalar için otomobille yanaşacağınız bir girişi yok, bu durumda hastanızı taşıyacak tekerlekli sandalye bulmak da mucize gibi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.