Ajda Pekkan ne iyi etmiş de kurmuş o cümleyi: “Ekstrem tenakuzlar içindeyim.” Son zamanlarda sık sık başıma geliyor. Neyi görsem neyi işitsem dilime takılıveriyor işte. Durumu bundan iyi izah edecek söz bulamıyorum. Hep birlikte “ekstrem tenakuzlar” içinde yuvarlanıp gidiyoruz, vallahi ne kadar arasam da daha yakışanı yok sanki halimize.
Şeriat gelecek diye en çok korkanlar, “ya İran olursak” diye uykuları kaçanlar, “Avrupa Birliği’nden bize hayır gelmez” deyip İran ve Rusya ile işbirliği önerenleri alkışlıyor hararetle mesela.
Kadın hakları için vargüçleriyle savaşanlar, başları bağlı kızların okuma hakkının ellerinden alınmasını samimiyetle destekliyor. Aynı görüşteki ve inançtaki erkeklerin eğitimlerini sürdürebildikleri akıllarından geçmiyor ama. O kadınların bizim gittiğimiz mekânlara gelmesi, yaşam alanlarımıza “taarruz” olarak algılanıyor da onların belki de bizim hayat tarzlarımıza ayak uydurmaya çalıştıkları hiç düşünülmüyor.
Ömür boyu kendilerinin “Batılı” olmasıyla övünen, Avrupa’nın değerlerini savunan, bir Avrupa ülkesi olmadığımıza hayıflananlar nedense birdenbire, Avrupa Birliği normlarının burada da uygulanmasını isteyenleri “hain” ilan ediveriyor. Sezen Aksu’nun şarkısındaki gibi, “Onu alma, beni al” mı demek istiyorlar acaba…
“Nişantaşlı” Orhan Pamuk Nobel’i aldığında niye sevinmiyorlar öyleyse… O, Nobel’i Türkleri aşağılamış da almış… Peki senin aşağıladıkların kimler, onlar hangi milletten…
Ya “eğitimsiz” halkın oylarına itiraz edenler, ki elhak doğru ülkenin tahsil seviyesi, kolejlerden, yüksekokullardan aldıkları diplomalarıyla hâlâ nasıl cumhuriyetin demokrasiden önemli olduğunu iddia ediyorlar; İran da bir cumhuriyet, Suriye de, Irak da… Danimarka, İsveç, İspanya, İngiltere ise krallık ve idari sistemleri anayasal monarşi…
Yalnız politik görüşlerle sınırlı değil “ekstrem tenakuz” vaziyeti… Gündelik ve toplumsal hayatımızda da hükmünü sürdürüyor… Misal, üst sosyal sınıfların düğünleri… Kına geceleri, “yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküleri gırla gidiyor… Yahu sizin anneleriniz, anneanneleriniz evlenirken ellerine kına yakmışlar mıydı… Bir köy âdetidir de, hani siz şehirlisiniz, “Batılı”sınız filan, öyle değil miydi… Tabii Amerika’dan ithal “bekârlığa veda” partileri de yapılıyor aynı zamanda… Lafın gelişi değil, hakikaten aynı zamanda.
Yazının devamını okumak için tıklayın.