Yaz kısa sürer, gerisi kıştır çünkü baharları kış içinde açılmış parantezler sayarız.
Eylül başkadır ama...
Yaz sonu... Uzatılmış ağustos... Bir ara mevsim... Ne derseniz deyin, her gelişinde anlamını sizin duygularınızdan alır... O sırada yaşadıklarınızdan...
Baştan ayağa bir ayrılık hüznü de olur hissettirdiği, sevgiliyle baş başa kalınacak bir kavuşmanın tatlı hayali de.
Eylül paydos saatidir; yalnızlar yalnızlıklarına, sevenler sevdiklerine döner.
Yazdan son ümittir kimilerine, kendisinden, bekleyen uzun kışa taşınacak bir şeyler umulan.
Cıvıltısı, canlılığı, heyecanı solmaya yüz tutarken yavaş yavaş yaz aylarının, akşamlar belli belirsiz daha erken inmeye başlamışken, ondan son bir parça kâm almak isteyenlerin sevimli telaşına hoş bir armağan oldu bu defa bayram.
Şeker Bayramı, her defasında eylüle yüklenen ‘yaz sonu tatili’ beklentisinin bir kısmını devraldı. Eylüle omuz verdi, tam “yaz bitti” dedirten geçişte. Eylülle ‘yüzleşmeyi’ geciktirdi.
Eylül...
Sayfiyedeki arkadaşlardan ayrılmak, okuldaki arkadaşlarla buluşmak...
Yeni tanışıklıkları geride bırakıp eski dostlara biraraya gelmek...
Yazlık evleri, tatil yörelerini terk edip, kendi evinize, şehrinize dönmek...
Ya kalabalıklardan, gürültüden sükûnete ya da tenha, sakin köşelerden hayatın özlediğiniz ritmine avdet, demek biraz da.
Yazının devamını okumak için tıklayın.