Caz çağı...
Mümkün olsa uzanıp başını okşamak isteyeceğim, içimde nedense hep böyle bir duygu uyandıran yazar F.Scott Fitzgerald vermiştir 1920’li yıllara bu adı.
Birinci Dünya Savaşı ertesinde başlayıp, 1929’daki “Büyük Buhran”a kadar süren, Amerika ile Avrupa’nın o “hız, özgürlük ve lüks” on yılına.
Otomobil, telefon, film ve uçak çağıdır zira, hayata hız kazandıran buluşların kullanıldığı, yaygınlaşmaya başladığı zamanlardır...
“Caz ve hız” çağıdır.
Ne zaman bunalsam gündelik yaşamın dertlerinden, duygusal bir yorgunlukla hayattan bir mola alma ihtiyacı hissetsem, o devre dair bir film ararım; seyredip, ‘dinlenmek’, özlediğim sükûnete kavuşmak, huzur duymak, bir çeşit teselli bulmak için.
Nedendir bilmem, böyle bir tesiri vardır üzerimde, bir kısmının hikâyeleri de Fitzgerald’ın yazdıklarına dayanan o filmlerin.
Hızın değil, koşuşturmayan, tatlı bir hareketliliğin cazibesi alır yorgunluğunuzu.
Bana göre caz ve hüzündür döneme damgasını vuran.
Neşenin olduğu iklimlerde yeşerir çünkü hüzün de...
Yazarın da onlardan biri olduğu, kaleminden çıkan “Bütün Mutsuz Genç Adamlar
”ın
(All the Sad Young Men) ve özgür genç kadınların hüznü.
Fransız Rivierası, çarliston, içki, tütün ve caz...
Altmışlı yılları, Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaşanan La Belle Epoque’a (Güzel Çağ) benzer bulanlar vardır. Bense “caz çağı”nı karşılaştırırım 60’larla ve hep o yılları hatırlarım.
Müzik değişmiştir ama, başta, 1920’lerde Fitzgerald’ın romanlarındaki bir figür misali yaşayan Cole Porter olmak üzere, cazcıların yerini, Beatles, Bob Dylan, Joan Baez gibi müzisyenler almıştır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.