Bugünkü anayasaya 1982’deki halk oylamasında kabul oyu verenlerin büyük bir çoğunluğunun, getirilen değişiklik paketine 12 Eylül’de yapılacak referandumda “evet” diyeceklerinden eminim.
Ve bunda bir garabet yok.
Çünkü onlar o zaman anayasayı beğenip benimsediklerinden olumlu oy kullanmış değillerdi; bir an önce ‘normalleşmeyi’ arzuladıkları için “evet” demeyi seçmişlerdi.
En kısa sürede parlamenter rejime dönülmesini, askerî idarenin mümkün olduğunca çabuk sona ermesini istediklerinden ince eleyip sık dokumamışlardı. Aksi halde her şey sil baştan başlayacaktı çünkü ve o ‘belirsiz’ süreç kim bilir daha ne kadar devam edecekti.
Halbuki seçimler yapılıp, tek başına yeterli çoğunluğa sahip bir parti iktidara gelirse, nasılsa anayasayı değiştirebilirdi.
Halihazır anayasa, yüzde doksanları aşan evet oylarıyla ‘geçmesini’ büyük ölçüde bu bakış açısına borçluydu bana kalırsa. Bu konuda pek fazla yanıldığımı da sanmıyorum.
Yoksa, 1982 anayasasını “yüzde doksan” gibi bir ekseriyetle onaylayanlar, oylarıyla, programı ve çizgisi aynı doğrultudaki bir partiyi hem de ezici bir çoğunlukla taşırlardı iktidara.
Ajda Pekkan ve Recep Aktuğ
Her ne kadar güzelliği ve ‘estetikleriyle’ gündeme getirilse de Ajda Pekkan pop müziğindeki yerini, başarısını ve kalıcılığını şüphesiz ki en başta çok güzel şarkı söylemesine borçlu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.