1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Rengin Soysal BU YAKA 12.08.2008
Rengin Soysal
Sadelik
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik Rengin Soysal - Sadelik
Rengin Soysal köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Birkaç dakika süren şatafatlı ve patırtılı havaifişek gösterisi bittiğinde, başını hafifçe yukarı doğru kaldırmış yakışıklı adam, “yıldızlar gözüktü” diyor. Fişekler ışıklı bir fıskiye halinde göğe yükselip, rengârenk bir şelale güzelliğiyle gürüldeyerek akıp gitmeden evvel dikkatimizi çekmeyen, bol yıldızlı koyu lacivert gökyüzünü huşu içinde seyrediyoruz. Karanlıkta fosforlanan kedi gözleri gibi parıldayan binlerce yıldızla donanmış gecenin asude görkemiyle adeta büyülenerek… Daha kısacık bir an öncesi o debdebeli “ayinin” gölgesinde kalmış ihtişamı ancak o zaman fark ediyoruz…

Kısa süren ateşli bir aşk sonrası keşfedilen, sessiz ama engin bir sevdaya benziyor…

Tıpkı böyle, envai renkte ateş toplarına dönüşmüşçesine alevli ve coşkulu duygular yaşıyoruz bazen… Öyle göz alıcı, o kadar tantanalı ki yalnızca ona odaklanıyoruz. Kulaklarımız, onun gürültüsünden, başka her sese sağırlaşıyor; gözlerimiz kamaşıyor, körleşiyoruz ötesinde var olanlara… Diğer her duygunun önüne geçiyor, kendi dışında ne varsa bastırıyor şamatasıyla… Bir müddet sonra ya o “ateşlerden” biri üzerimize düşüp yakıyor bizi, yaralanıyoruz ya da onca gürültüden yoruluyoruz hatta sıkılıyoruz uzun sürerse…

Bütün o şaşaa sadece bir görüntüden ibaret çünkü… Gerçeklerin üzerini örten bir yanılsama…

Ne ruhumuz ne bedenimiz dayanamıyor doğal akışından fazla uzaklaşmaya…

Tabii ve kendiliğinden olan şeylere alışsak da bıkmıyoruz onlardan; güneşin doğuşunun, mevsimlerin değişmesinin, yağan yağmurların her zaman farkına varmasak da onlardaki en küçük bir değişiklik, bir aksama bütün hayatımızı etkileyip altüst eder oysa…

Avaz avaz aşkını haykıran, her an varlığını gözümüze sokmaya çalışan, bütün ilgiyi her daim üstünde toplamaya çalışan bir âşıktan ziyade, bizi sükûnetle saran, süslü püslü sözleriyle değil davranışlarıyla sevgisini ispatlayan ve aslında bunu kanıtlama gereği duymayıp içinden öylesi geldiği için yapan bir sevgili belki esas ihtiyacımız olan…

Sadeliğe övgüler düzsek de çok zaman, nedense duygularımızı sadeleştirmeyi pek düşünmüyoruz. Onları sadelikle yaşamayı unutuyor, hislerini sadelikle sunanları göz ardı ediyor, gösterişin aldatmacasına kapılıyoruz. Söylenenleri yapılanlardan çok önemsiyoruz.

Halbuki, çiçek getirmeyi hiç ihmal etmeyen bir sevgili bir kez olsun anlamayabiliyor sizin içinizden geçenleri… En hoş en baştan çıkarıcı komplimanları yapmasını biliyor fakat değer verdiğiniz şeyleri umursamıyor mesela… Yanınızdayken en ateşli âşık o, ayrı olduğunuzda ise verdiği sözleri hatırlamıyor bile… Zaten sizi can kulağıyla dinlediği de yok… O kendi arzularıyla meşgul ve tek ihtirası herkesin onunla alakadar olması… İlgilerin merkezinde bulunması…

Havaifişekler misali, böyleleri çok ön plana çıkıp hakiki güzellikleri gözlerden kaçırsa da çabuk sönüyorlar…

Özleyip ara sıra görmek isteseniz de üst üste birkaç kez tekrarlandığında kolayca usanıyorsunuz…

Nitekim aynı akşam değişik yerlerden yeniden atılan fişeklere kimse başını çevirip de bakmıyor…

Tek faydası herhalde, ancak nadiren rastlandığında bir özellik taşıdıklarını görüp, onların yüzünden farkına varamadığınız gerçek ihtişamı keşfetmeniz oluyor…

 

Diğer Rengin Soysal Makaleleri:
  1. Sakine’ye mektup - 31.08.2010
  2. Küçük şeyler - 28.08.2010
  3. Laf ola… - 24.08.2010
  4. Gece, müzik ve sessizlik - 21.08.2010
  5. Son bahçeler ve ramazanda caz - 17.08.2010
  6. Hitler de Wagner dinlerdi - 14.08.2010
  7. Akılları mühürlenenler - 10.08.2010
  8. Referandum - 03.08.2010
  9. Dedikodu - 03.07.2010
  10. Biz ayrılamayız - 29.06.2010
  11. Bihter’in acısı - 26.06.2010
  12. Zekâ, biraz zekâ; bütün ihtiyacımız bu - 22.06.2010
  13. Vuvuzelanın sesi - 19.06.2010
  14. ‘Aldanma ki şair sözü elbette yalandır’ - 12.06.2010
  15. Bob Dylan ve Mavi Marmara - 08.06.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Sadelik - Rengin Soysal
03.09.2010 06:36:38