Şampiyonlar Ligi Finali’nde Barcelona’nın futbolunu izleyip de futboldan tat almayacak birine rastlamak neredeyse imkânsızdı bana göre.
Estetik, teknik, kondisyon ve zekâ, bir futbol maçını yüksek performanslı bir sahne sanatına dönüştürmüştü.
Manchester United taraftarlarını düşündüm; herhalde üzülmüşlerdir ama sergilenen oyuna ve oyunculuğa sanırım kimsenin söyleyecek bir sözü olamazdı.
İşte yalnızca futbolda değil, her alanda önemli olan, ‘taraf tutma’yı, hatta üstünde tartışmayı, anlamsız kılacak değerde işler koymaktı ortaya. Neticesini almaktı. Söylemin ve eylemin örtüşmesiydi.
Buna rağmen doğru, adil, yerinde bir girişime, sırf kendi taraf olduğu yerden gelmedi diye burun kıvırmak, eleştirmek, yargılamak, insanı gülünç duruma düşürmekten başka işe yaramazdı.
Ve tabii ki bu durumun tam aksi; yanlışlık, haksızlık, çapsızlık söz konusu olduğunda da, isterse sizin ‘cenahın’ tasarrufu olsun, destek çıkmamak ve alkışlamamak.
Seçim günü yaklaşırken bunları düşünüyorum ben.
Siyasetçilerin diğer partilerden oy kapmak için inanmadıkları yahut öncelikli bulmadıkları politikaları benimser görünüp dillendirmelerini de.
Yazının devamını okumak için tıklayın.