Önce lafı hiç dolandırmadan gireyim: facebook’ta da twitter’da da hesabım yok benim.
İnternette tesadüfen gördüm, özellikle K dergisi hakkında, benim adımla ve benim ağzımdan mesaj yazıldığını; ve bundan hiç hoşlanmadım.
Bu köşe ile K dergisinin arka kapağında yazdıklarımın dışında hiçbir mecrada okuyucularla ‘paylaşımım’ bulunmuyor.
Zaten yazılarımı bilenlerle beni tanıyanların, o iletilerdeki üslûbun bana ait olmadığını tahmin edeceklerini sanıyorum. Her ihtimale karşı, sosyal medyada yer alan herhangi bir duyuruyla veya yanıtla irtibatım olmadığını haber vermek istedim.
İşin etik kısmı başka konu, zamanın ruhu yeni iletişim biçimlerini kullanmayı gerektiriyor ama benim ruhum zamana uymuyor işte, ne yapayım...
Teknolojinin ve bilişimin nimetlerinden hayatı kolaylaştırdığı ve zaman kazandırdığı ölçüde yararlanmaktan yanayım. Yoksa vakit kazandırmıyor vakit kaybettiriyor bence her şeyi herkesle paylaşma, ilgili ilgisiz ne varsa takip etme arzusu.
Doğru kullanıldığında facebook’un özellikle twitter’ın sağlayacağı kolaylığı ve diğer faydaları gözardı etmiyorum.
Skype örneği haberleşme yöntemlerinin harika olduklarını düşünüyorum.
İletişim rahatlığının insanların birbirini anlamasına bir katkısı olup olmadığı çok tartışılan bir konu.
Aralarında ters bir orantı kuranlar var.
Öyle düşünmüyorum.
İletişim kurmanın kolaylaşmasının, yaygınlaşmasının ve bu sayede mesafelerin kalkmasının daha çok kişiyi, topluluğu, toplumu tanıma ve onlarla temas etme imkânı yaratması başlıbaşına bir etken.
Yazının devamını okumak için tıklayın.