Sınıf bilinçli bir işçi, bir sendikacı, bir sosyalist, İngiltere’de Muhafazakâr Parti’den nefret eder.
Parti’yi ve üyelerini sınıf düşmanı olarak görür. Parti’nin tüm siyasetlerinin büyük sermayenin çıkarlarını korumak için üretildiğini bilir.
Ve haklıdır.
Muhafazakâr Parti tarihsel olarak gerçekten de İngiliz egemen sınıfının partisidir. Gerçekten de uyguladığı tüm siyasetlerin doğrudan sınıfsal bir içeriği vardır.
İngiltere İşçi Partisi ise, klasik bir sosyal demokrat parti (yani “sol”) olarak, yalpalar durur. Sendikalarla organik bağları vardır, hem üye tabanı hem seçmenleri büyük ölçüde işçilerden oluşur. Düzeni zedelememek kaydıyla, düzenin koşulları olanak verdiği ölçüde, emekçileri kayırmaya çalışır. Ama bir yere kadar.
Sosyalistler açısından hayat kolaydır.
Muhafazakâr Parti ve üyeleriyle hiçbir koşulda hiçbir temas olmaz. Yaptıkları her şeye, pek düşünmeye bile gerek olmadan karşı çıkılır.
İşçi Partisi ve üyeleriyle ise birlikte iş yapmanın, birleşik cepheler kurmanın yolları aranır, taban ile parti liderliği arasına nifak sokmanın taktikleri geliştirilir.
Bizdeyse hayat zor!
İşçi Partisi’nin dengi olduğunu zanneden (ve maalesef halk tarafından da öyle olduğu düşünülen) “sol” parti, her türlü değişimin önünde engel olan, milliyetçi, devletçi, sağcı bir parti.
Bu partiyle, sosyalistlerin işi olmaz, değil mi?
Heyhat, var.
Aslen gizliden gizliye paylaştıkları Kemalizm nedeniyle, sosyalistlerin epey bir kesimi gözlerini CHP’den alamaz, hayırhah bakar, sessiz bir umut besler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.