“İnançlar konusunda sizi tarafsız bilirdim, ama yazınızda bizlere Darwin dinini övmüşsünüz. Bana Darwinizm din değildir demeyin, basbayağı dindir. Ben nasıl İslam dinine ve tek bir Allah’a ve peygambere inanıyorsam, Darwin dininin de peygamberi Darwin, tanrısı da maymun mudur nedir bilmiyorum. İnsanın nasıl ortaya çıktığı açık ve somut kanıtlarıyla biliniyor demişsiniz. İnsanı Allah yarattı, tıpkı diğer canlıları yarattığı gibi. Bizlere fosilden mosilden bahsetmişsiniz. Bırakın Allah aşkına, ne fosili! O fosili oraya Darwinist bilim adamlarının koymadığını ne malum? Hem bilim dediğiniz nedir ki? Her bilim adamının kendi inancı ideolojisi vardır ve bilim diye kendi inancını ideolojisini ispatlamaya çalışır. Yani bilim dediğiniz kutsal bir inek değildir.”
Dinî inançlar konusunda tarafsız olduğum, hatta tarafsız değil, tümüyle kör olduğum doğru. Ama yukarıda alıntıladığım okuyucumla bir sorunum var.
İnanç beni sadece siyasî bir konu haline geldiğinde ilgilendiriyor. Devletin resmî dini olup baskıyı meşrulaştırmakta kullanılırsa ilgilendiriyor. Tam tersine, günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi, devlet tarafından geniş halk kitlelerine karşı kullanılırsa ilgilendiriyor. Veya günümüzde Batı’da olduğu gibi, yabancı kökenli azınlıklara karşı ırkçılığın bir aracı olursa ilgilendiriyor.
Diğer durumlarda, hiç umurumda değil. Tanrı’nın var olup olmadığını tartışmak aklımın ucundan bile geçmez; tartışıldığı ortamlarda ise acil bir randevum olduğu geliverir birden aklıma.
Yazının devamını okumak için tıklayın.