AK Parti hükümetinin onuncu yılına hayırlısıyla girdik.
Bu “hayırlısıyla” ifadesinin tersi nasıl söylenir, çıkaramadım. Bildiğim kadarıyla, “Hayırsızıyla girdik” şeklinde bir kullanım yok. “Hayırsız hayırsız girdik” desem olur herhalde.
Anlatmak üzere olduğum hayırsızlık hepimizi etkiliyor elbet, ama en çok ve en acı şekliyle hükümeti etkileyecek.
Hükümet bunun farkında değil. Sanırım, başarıdan başarıya koştuklarını düşünüyorlar.
Genel anlamıyla ben de öyle düşünüyorum.
Seçimlerde kaydettikleri başarı zaten belli.
Ama benim daha çarpıcı bulduğum başarı seçim başarısı değil. O, daha temel bir başarının göstergesi sadece.
Temel başarı, dünyada tüm hükümetlerin amaçladığı ama pek azının gerçekleştirebildiği başarı, toplumdaki iki büyük sınıfın ikisinin de desteğini kazanmış olmak.
AK Parti, sadece Anadolu sermayesinin değil, İstanbul sermayesinin, TÜSİAD’ın da desteğini kazandı. Hem büyük sermayenin önündeki tüm engelleri kaldıran ekonomik siyasetleriyle, hem 20-30 yıllık bir karmaşa döneminden sonra ekonomik istikrar sağladığı için, hem de Türkiye’yi bölgesel bir güç haline getirmeye çalışarak büyük sermayenin ufkunu genişlettiği için kazandı.
Bunu anlamak kolay. Muhafazakâr, neoliberal bir hükümetin, TÜSİAD’ı devirmek değil TÜSİAD gibi olmak isteyen Anadolu sermayesinin üzerinde yükselen bir hükümetin tam da bunları yapması doğal. Ve başarıyla yapabilmiş olduğu için, AK Parti hükümeti hem TÜSİAD’ın hem Anadolu kaplanlarının onyıllardır arayıp da bulamadığı hükümettir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.